• Hayat

    “Katran gecelerin heyulası”

    ALPER TURGUT Åžimdi doÄŸruya doÄŸru, oh be her ÅŸeyin müsebbibi lanet sene bitti, umut dolu yepyeni bir yıl geldi tipi yazıları sevmem, tüm güzelim hayallerin katili, zavallı seneymiÅŸ gibi, çok acınası ve saçmalığın daniskası bir söylem olur, o kadar. Lakin geçmiÅŸ bir zaman diliminde, ne haltlar karıştırdık, neden bu haldeyiz, ne deÄŸiÅŸti, ne geliÅŸti ve benzeri suallere yanıt da bulmak için, hatırlamak ve özeleÅŸtiriyi ıskalamamak adına da elbette, bir döküm iÅŸine girmek, haliyle bir parça mecburiyetten. Kolaya kaçıp 2018 senden nefret ediyorum birader, 2019 sen benim biricik bebeÄŸimsin demeyeceÄŸim, merak buyurmayın. Ä°nsan ne yaparsa, kendine yapıyor, toplum da keza öyle.  Toplumsal muhalefetin bunca yara aldığını, yaprak bile kımıldamadığını, haksızlığa böylesi…

  • Hayat

    “Ben yandım, siz yanmayın, Allah aşkına!”

          ALPER TURGUT   Salt evler, arabalar deÄŸil ha, aÄŸaçlar, hayvanlar, insanlar yanıyor, tutuÅŸuyor her ÅŸey, tanımsız afet, hızla yayılıyor, önüne düşeni yakıyor, kavuruyor, anında kül ediyor. AteÅŸ iliÅŸmesin diye ete, can havliyle denize atlıyor insanlar, büyük yönetmen Theodoros Angelopulos’un güzelim filmlerindeki sahneleri andırsa da görüntüler, kurgu murgu deÄŸil bu, hepsi yalın gerçek, tüm iyi olanları, şüphesiz sarsan, burkan, içlerini acıtan… Sosyal medya denen, zalim, acımasız, hadsiz ve tarifsiz alanda, kötüler yine yaptı yapacağını, yazmadılar, kustular, susmadılar, irinlerini akıttılar, “oh kebap oldular” diyen de vardı, “su veren itfaiyenin hortumunu bilmem ne edeyim…” diyen de…   Utanmaz, arlanmaz, halden anlamaz tipler, aslında öyle az buz deÄŸildir, hep vardılar, sanılanın…

  • Sinema,  Türkiye'nin Sineması

    Küfür, seks, alkol, sigara, yasakları asla sevmez sinema…

          ALPER TURGUT   Efendim, kaç zamandır üstüne yazıyorum, tane tane anlatıyorum, bizim memleketin biricik meselesi, sinema, ÅŸu, bu, o deÄŸil, samimiyettir diye… Elbette, pes etmedim, baÅŸtan söyleyeyim, çözüm getirmek gibi derdim yok, buna gerek de yok. Lakin mevzu önemli, yasak fitilini ateÅŸlemek, zaten kısıtlı olan özgürlüklerin, tamamen tutuÅŸması demektir. Cayır cayır yanan sinemanın ruhu olacak, geriye is, geriye küller, geriye kocaman bir enkaz kalacak. Hah! Samimiyetle, yasakların ve sinemanın alakasını kuramadım diyeceksiniz, o vakit gündelik hayatta, insanların oynadıklarından, rol yaptıklarından bihabersiniz, bırakalım oyuncular oynasın, sahnede, sette. Ama nerede? Tabu bellenen hemen her ÅŸeyde, insanlar, toplumun baskısından sakınarak, hiç olmadıkları insanlara can veriyorlar, oysa toplum, bireylerden oluÅŸuyor, bireyler…

  • Sinema

    Tekerrür, nefreti büyütür

    Memleketin baÅŸkentini vuran ve insanlarımızın tatlı canını alan intihar saldırıları, yüzlerce kilometre uzakta da olsak, resmen bizi de yaktı, kavurdu. Bu büyük bir travma, artçılarından çekindiÄŸimiz deprem misali, sürekli bir ÅŸok hali… Artık ne uykumuz uyku, ne gülümsememiz gülümseme, tüm günümüz tatsız, tuzsuz, huzursuz… KonuÅŸmak bile gelmiyor, insanın içinden, sohbetler tıkanıyor. Bu büyük bir boÅŸluk hissi, iÅŸte tam tekmil eksiklik… Türkiye’deki en büyük katliam bile birleÅŸtirmedi bizleri, yine ayrıldık, yine bizimkiler, sizinkiler, yine bunlar, onlar, ÅŸunlar… Konya’daki milli maçta, kaybettiklerimiz için yapılan saygı duruÅŸu bile yuhalanırken, canlı bombaların, kan gölüne çevirdiÄŸi alana, Demokrasi Meydanı adını vermek, acıklı bir ironi olsa gerek. Hah! Yayın yasağı da geldi, elbette… Bırak gazeteleri, televizyonları,…