• Sinema

    Bulantı filan değil, belki bulamaç

    Memleket sineması, yüzüncü yaşını doldurunca, bir ivme kazanır sandım, haliyle aldandım. Cinli minli, ecinnili tekrar hissi veren projeler, ucuz, sabun köpüğü, izle ve hızla tüket tipi romantik ÅŸeyler, bir bütünlük oluÅŸturmaktan muaf, gülünç olma çabasındaki kolajlar, skeçler, sanat adına yola çıkan ve çuvallaması artık ÅŸaşırtmayan iÅŸler, güzelim beyazperdeyi, malum TV ekranına çevirdi, neredeyse… Zeki Demirkubuz’u, giÅŸe tipi ÅŸiÅŸirme filmlerin yönetmenleriyle kıyaslasaydım ÅŸayet, Bulantı’ya, kötünün iyisi der geçerdim. Lakin kazın ayağı öyle deÄŸil, Bulantı’yı, yönetmenin kendi geçmiÅŸiyle, yani Masumiyet, Kader ve Yeraltı ile karşılaÅŸtırmaktan baÅŸka çarem yok. Evet, Bulantı, Demirkubuz için, kesinlikle anarya (Adana’da geri vites iÅŸte), ancak iyi bir sıçrama, geri çekilip, hedefi görüp, bedeni yay gibi gerip, ok gibi…

  • Sinema,  Vizyon

    Sabah yaklaştıkça, ‘Gece’ kararır…

          Alper TURGUT   Efendim, bir atasözü vardır; AkÅŸamın hayrından, sabahın ÅŸerri yeÄŸdir der. Gece, güzeldir, cazibelidir, tehlikelidir, karanlık bile onu örtemez, ah alır, akıl alır, nice hayatları alır, doymaz, hiç doymaz. Lakin her karanlığın, bir de aydınlığı vardır; bir abimizin dediÄŸi gibi; “Şimdi dünyada bir yerde, muhakkak sabah olmaktadır” Evet, gece, resmen bir bilmece ve gün doÄŸmadan, haliyle çözümsüzlüğe gebe… Ä°ÅŸte “Gece” filmi, ‘kötü yol’a düşenleri anlatıyor, sebebini boÅŸ ver diyor, çözümden de söz etmiyor, sadece gösteriyor, baÅŸka da bir ÅŸey söylemiyor.   Gece’yi, “Kanal”, “Bereketli Topraklar Ãœzerinde”, “Hakkâri’de Bir Mevsim”, “Mavi Sürgün”, “Yolda”, “Vicdan”, “KuÅŸ-Yük” gibi birçok filme imza atan, yılların sinemacısı Erden Kıral çekti. Memleket…

  • Türkiye'nin Sineması

    Yerli ve yabancı, yaÅŸasın 90’lar sineması!

    ALPER TURGUT 90’lar sineması, kesinlikle senaryonun gücünün ulaÅŸtığı son zirvedir. Ve ardından ne yazık ki; önlenemeyen büyük bir düşüş baÅŸlamıştır. Evet, 2000’lerde, metin öldü, görsel öne çıktı. Tekrar çekilen filmler, seriye dönüşen ucuz yapımlar, üç boyutlu efekt katkılı şölenler, 90’ların hemen ardından yaÅŸam alanı buldu. Ä°ÅŸte gerek memleketimizde olsun, gerek ise tüm dünyada, beyazperdenin ve devamında elbette bizlerin en mutlu olduÄŸu yıllar, 90’lardır, hiç kuÅŸkusuz. Sinemalara koÅŸup, salonları doldurup öyle güzel, etkileyici ve akılda kalıcı filmler izledik ki, onların hatırına ÅŸimdi kötü filmlere bile daha rahat katlanabiliyoruz. Türkiye’de, 1990 yılı başından 1999 senesi sonuna dek tam 503 uzun metraj kurgusal film (Bu sayının gerçeÄŸi yansıttığı söylenemez, aralarında gösterime giremeyen pek…