Ankara Uluslararası Film Festivali’ne yedi ödülle Derviş Zaim’in ‘Gölgeler ve Suretler’i damga vurdu

Derviş Zaim’in yönettiği ‘Gölgeler ve Suretler’ 22. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde en iyi yönetmen ve en iyi film dahil tam 7 ödül birden kazandı. Festivalin diğer kazananları ise üçer ödülle ‘Press’ ve ‘Kar Beyaz’ oldu.

ALPER TURGUT

Kıbrıs’a dair çekilmiş en objektif film olan “Gölgeler ve Suretler”, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bariz haksızlığa uğramıştı, telafi ise başkentten geldi. Derviş Zaim’in yönettiği film, 22. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde en iyi yönetmen ve en iyi film dahil tam 7 ödül birden kazandı. Festivalin diğer kazananları ise üçer ödülle “Press” ve “Kar Beyaz” oldu.

10. Boston Türk Filmleri Festivali’nde “Türk Sinemasında Mükemmellik Ödülü”nü alan Derviş Zaim, ABD’de bulunduğu için Ankara MEB Şûra Salonu’nda gerçekleşen törene, internet üzerinden görüntülü olarak katıldı. Risk alan filmler çekmeyi sürdüreceğini vurgulayan Zaim; “Dik duruşumu ve yürüyüşümü devam ettirmem için bu ödüller bana güç verdi” dedi.

Ankara Film Festivali, arkasında belediye desteği olmayan, yoğun bir emek, özveri ve sinema tutkusuyla ayakta kalmayı başaran Türkiye’nin en bağımsız festivallerinden biri ve en önde geleni hiç kuşkusuz. Yeşilçam Ödülleri’nin ve gişe filmlerinin hâkim olduğu sinemamızda, bağımsız filmlerin yalnız olmadıklarını ve desteklendiklerini görebilmeleri için Ankara Film Festivali’ne ve diğer bağımsız sinema etkinliklerine ihtiyaç var. Aksi takdirde “Press”, “Kar Beyaz” ve diğerleri nasıl ödül alabilir ve seslerini duyurabilirlerdi ki?..

“Press” ivmesini, büyük ölçüde cezaevlerindeki gazetecilere dair güncel ve yakıcı gündemden alıyor; film, 1992-1994 yılları arasındaki Özgür Gündem gazetesinin Diyarbakır bürosuna yönelik baskıları anlatsa dahi. Filmin yönetmeni Sedat Yılmaz, ödüllerini ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay ve gazeteci Faruk Bildirici’nin ellerinden aldı. Sedat Yılmaz, ödülünü 1992’de katledilen gazeteci Hafız Akdemir’e, filmle “Umut Veren Erkek Oyuncu” ödülünü kucaklayan Aram Dildar ise Hrant Dink’e adadı. Konuşmalarda, Diyarbakır’da katledilen gazeteciler de anıldı, yayımlanmamış kitabı nedeniyle ülkede görülmemiş yaşanmışlıklara şahit olduğumuz cezaevindeki Ahmet Şık’a da değinildi. Belki bir gün “İmamın Ordusu”nun filmi çekilir, kim bilir.

Festivalin seçici kurul özel ödülü, İstanbul’dan Ankara’ya uçakla gelirken dahi sorun yaşayan “Teslimiyet” filminin oyuncularına gitti. Onlar da ödüllerini, sürekli şiddet gören ve birçoğu yaşamlarını yitiren transseksüellere adadılar.

Sonuçta Ankara Film Festivali’nde, siyasetten gündelik yaşama dek, pek çok soruna el atıldı. Evet, kurgu, duygu ile buluştuğu an beyazperdeye yansıyan artık film değil, hayattır. Ankara Film Festivali’nin ve bağımsız sinemanın önemi bu yüzden çok büyük.