ALPER TURGUT

Kadına yönelik şiddetin dozu, ne yazık ki giderek artıyor. Bu büyük ve acıtan sosyal yara, çözümden çok sorun üretildiği için kangrene dönüşüyor üstelik. İşte “Kurtuluş Son Durak”, bu trajediyi komediyle anlatmaya çabalayan ancak sonuçta trajikomik bir hale bürünen, sözü başka eylemi başka bir film, özetle. Evet, film kendini izletiyor, güldürüp eğlendiriyor. Buna sözümüz yok. Benim derdim, bu can alıcı meselenin karikatürize edilmesi ve sulandırılmasıyla… Kadını erkekleştirmek zaten çözüm değildir, erkek veya kadından önce insanız ve gerçek çözüm insan ve vicdanda yatıyor.

Kurtuluş Son Durak’ı oğul Yusuf Pirhasan çekti, senaryoyu baba Barış Pirhasan yazdı. Filmin geniş oyuncu kadrosunda Belçim Bilgin, Demet Akbağ, Nihal Yalçın, Asuman Dabak, Ayten Soykök, Damla Sönmez, Yavuz Bingöl, Ahmet Mümtaz Taylan ve Mete Horozoğlu var. Belçim Bilgin’den Damla Sönmez’e, Yavuz Bingöl’den Ahmet Mümtaz Taylan’a oyunculuk performansları hayli iyi, zaten filmin izlenebilirliğini onlar sağlıyor. Finale doğru mesaj verme kaygısının ve erkek cesedi sayısının artması, kara mizahtan absürt bir hale dönüş, filmin anlatmak için yola çıktığı konuyu bambaşka ve saçmasapan bir mecraya sürüklemesine yol açıyor. Erkek şiddet uyguluyorsa öldürelim gitsin şeklinde algılanan bu süreç, hataya hatayla, yanlışa yanlışla karşılık vermek gibi bir anlamsızlık ile kolkola yürüyor finale doğru. Vur dedik, öldürdün! Dişe diş, kana kan intikam, intikam! Kadına yönelik şiddetin böyle çözülemeyeceği malum. İnadına kadın erkek eşitliğini savunmak varken diğer tüm yollar çözümsüzlüğü körükler, şiddeti büyütür, kördüğüme dönüştürür, kuşkusuz. Bir erkek olarak filmin bendeki yansıması, kadın izleyiciyle elbette farklı olacaktır. Anti-feminist, bu maço kadın filmine kadınlar ne diyecek, işte tam olarak bunu merak etmekteyim. Bunun dışında böylesi önemli bir meseleyi gündeme taşıdığı için bu filme saygı duymalı, meseleyi yanlış algılasa dahi…