ALPER TURGUT

İstanbul Film Festivali’nin “Sinemada İnsan Hakları” bölümünde gösterilecek olan 10 yapıt, aynı zamanda Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE – Film Award of the Council of Europe) için yarışacak. Filistinli Scandar Copti ve İsrailli Yaron Shani’nin birlikte kotardıkları “Ajami”, geçen yılın kazananıydı, işte sinemada insan hakları jürisinin başkanlığını bu sene yönetmen Copti yapacak.

Yarışmacılardan ilki, elbette, Sedat Yılmaz’ın “Press” filmi… Press, Özgür Gündem gazetesinin Diyarbakır bürosunda, 1992-1994 yılları arasında ve olağanüstü hal koşullarında, hem yaşama tutunmaya hem de haber geçmeye çabalayan gazetecileri anlatıyor. Film, yakıcı bir gerçeğe ve vicdana dair, seyretmeli.

İnsan haklarına dair seçkinin belki de en çarpıcı olanı “Balıklı Bulgur” ile tanıdığımız Tunuslu Abdellatif Kechiche’in çektiği “Siyah Venüs” (Black Venus), hiç kuşkusuz. Gerçek bir öyküden demlenen 159 dakika uzunluğundaki film, ırkçılık belasına yönelik sert bir eleştiriyi, beyazperdeye taşıyor. Siyah Venüs, festivalin en merakla beklenen filmlerinden, unutulmasın.

Bolivya, Kristof Kolomb filmi çekmek ve su savaşları… İspanya’nın 2011 Oscar adayı olan “Yağmuru Bile” (Even the Rain), yarışmanın güçlü adaylarından… Usta sosyalist yönetmen Ken Loach’ın bayrağı asla yere düşmeyecek, oğul Jim Loach, ilk yönetmenlik denemesi “Portakallar ve Günışığı”nda (Oranges and Sunshine) babasının izinde olduğunu resmen haykırıyor. Film, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini, 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip papazların taciz ve sömürülerine maruz kalmalarını işliyor.

Cezayir asıllı Fransız yönetmen Rachid Bouchareb, “Kanunsuzlar” (Outside the Law) ile 37 yıllık bir süreçte, üç kardeşin, dağılmalarını, yineden bir araya gelmelerini ve kendilerini Cezayir’in bağımsızlık savaşında bulmalarını anlatan destansı bir film, Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adayı olan Kanunsuzlar, kaçırılmamalı.

Avrupa Konseyi Sinema Ödülü için yarışacak diğer filmler ise Fransa’nın göçmen politikasını çocuklar üzerinden eleştiren “Eller Yukarı” (Hands Up), cep telefonu üretelim derken Afrika’yı kana bulayanları sorgulayan “Cebimde Kan Var” (Blood in the Mobile), asri zamanlara ait gerçek bir kölelik hikayesini kurgulayan “Ben Köleyim” (I Am Slave), İsrail’in oscar adayı, trajikomik bir film olan “İnsan Kaynakları Müdürü” (The Human Resources Manager) ve bir kadının toplama kampındaki kahır dolu yaşamını dillendiren “Yokmuşum Gibi” (As if I’m Not There). Festivalin, en iyi ve güçlü filmleri, bu kuşakta, tartışmasız.