ALPER TURGUT

“Çınar Ağacı”, kesinlikle bir sinema filmi değil, TV filmi ya da üç bölümlük bir mini dizi olarak karşımıza çıkarılsaydı belki, bir nebze kabul görürdü. Ama yok, hayır, film, senaryosundan karikatürize karakterlerine dek sorun yumağı gibi… Evet, bu proje neresinden tutarsanız tutun, elinizde kalır. “Büyük Adam Küçük Aşk” ile cesur, kararlı ve geleceğe dair bizlere umut vererek sinema yolculuğuna başlayan Handan İpekçi için bu film, kuşkusuz geri bir adımdır. Üstelik yakın bir tarihte yine kadın yönetmenlerimizden Yeşim Ustaoğlu’nun çektiği “Pandora’nın Kutusu” gibi hayli güzel bir film mevcutken, benzer bir konuyu kendine seçen Çınar Ağacı’na hiç gerek yoktu, inanın.

Çınar Ağacı’nın bütçesi 3,5 milyon dolar imiş ve bu film, tam 250 kopya ile gösterime girecek. Şimdi vizyondaki “Gölgeler ve Suretler”, “Press” ve “Saklı Hayatlar” gibi meselesi olan ve vasatı aşan yapımlar, dağıtımcıdan maddiyata dek birçok sorun yaşıyor ve sinemaseverlerle buluşamıyor. Çınar Ağacı ile Şafak Sezer’in setinde terör estirdiği iddiaları kulağımıza çalınan “Kolpaçino Bomba”yı bir tutacak değiliz ancak Handan İpekçi’den gişeyi hedefleyen bir film beklemiyoruz, bunu da açık seçik söylüyoruz. İki saatlik süresiyle, sıkça tekrara düşmesiyle, antipatik karakterleriyle, inandırıcılıktan fersah fersah uzak düşmesiyle, türünü seçememesiyle, absürt ile trajedi arasında zikzaklar çizmesiyle, hemen her şeyiyle sınıfta kalıyor. Kendisi sebze yemeye mecbur diye, “Hababam Sınıfı” benzeri bir işe kalkışarak, çocuklarının ve torunlarının yemeğine müshil ilacı koyan, gelinini sevmediği için yanlış tarif veren, “tekne kazıntısı” diye lakap taktığı kızına gıcık olan ve kazağını söken bir yaşlı kadın, Çınar Ağacı olabilir mi? Mustafa Kemal Atatürk’ü çok seven emekli öğretmen karakterinin yapmacık hareketleri ve sürekli abartıya kaçması, önemini azaltıyor, sulandırmaktan öte de bir anlam ifade etmiyor, ne yazık ki.

Filmin oldukça geniş bir kadrosu var. Nurgül Yeşilçay, Nejat İşler, Celile Toyon, Meral Okay, Ebru Özkan, Settar Tanrıöğen, Hüseyin Avni Danyal, Ragıp Savaş… Artık Settar Tanrıöğen olmadan film çekilemiyor mu bu ülkede? Sürekli karşımıza çıkan Hüseyin Avni Danyal ve Ragıp Savaş, keza öyle… Çınar Ağacı’ndaki Celile Toyon nerede, Pandora’nın Kutusu’ndaki Tsilla Chelton nerede? Nurgül Yeşilçay’ın oyunculuk adına hiçbir adımı yok, uzun bir süredir. Nejat İşler filmde kısacık bir rolü var, yer almasa da olurmuş. Ancak gelelim, altı yaşındaki Deniz Deha Lostar’a… Bu ne şirinliktir, bu ne sıcaklıktır, güvenin bana, bu afacan kardeşimiz, filmin tüm oyuncularından daha iyi bir iş çıkartmış. Helal olsun.

Daha da anlatalım, “Sümsük” oğul bir anda maçoluğa geçiş yapıyor, küçük kızın, annesiyle yaşadığı problem, sevmek, sevilmemekten ziyade, yabancı dil ile çözüme kavuşuyor. Torunlar ise ayrı bir âlem… Bir filmde herkes, karikatürize olabilir mi? İzledik, test ettik, oluyormuş. Özetle; Çınar Ağacı, kendi gölgesinden bihaber bir film, kökü mökü yok bu ağacın, derine inmiyor, o kadar yüzeysel işlenirse, elbette devrilir. Tıpkı Grup Kızılırmak şarkısındaki gibi; “Sana kutsal gelen bin yıllık çınar, fiske vuruşuyla yıkılır bir gün…”