ALPER TURGUT

 

Kadim, acımasız ve devasa mahlûk ejderhanın alevli soluğu, resmen zavallı ensemi yalarken, kış geliyooo diyerek feryat figan edesim var. Haydi sıcağı, nemi boş verin kuzum, harbiden G.O.T. (Game of Thrones) evreninde yaşıyor gibi hissetmiyor musunuz kendinizi? Vicdansız ve gaddar yöneticiler, hırslı ve kraldan çok kralcı tipler, azimli yardakçılar, sınır tanımayan şakşakçılar, kurban edilmeyi usulca bekleyen yoksullar, gerzekleri kurtarmak için canından olan salak kahramanlar… Sonra bitmek bilmeyen güç ve hâkimiyet savaşları, ardından gelen bariz adaletsizlik, çözümsüzlük, çaresizlik ve elbette baş tacı edilen gereksizlik… Dünyanın en iyi dizisi mi, kesinlikle hayır! En çok izlenen ve merak edilen mi, işte bunda kuşku yok! Sızdırılan bir bölümün heyecanı dahi, yakıcı, sarsıcı, yıkıcı gündemi altüst ediyorsa, tüm hafta boyunca en çok konuşulan şeye dönüşüyorsa, kurgu, gerçeği bir kez daha tepelemiş demektir. Şimdi kiminiz işte ne yapalım, bu bir gönüllü kaçıştır diyecek, kiminiz saçmalama merkez, Khaleesi’yi seviyor herkes diye söylenecek. Neyse olur öyle.

 

Derdin ne birader, direkt siyaset yazsana diye fırçaladım kendimi az evvel, troll dünyasında politika şey ettirmenin ne kadar anlamsızlaştığı aklıma geldi, salla dedim, salla gitsin. İroniden anlamayan, incelikten yoksun, tarafgirliğin esiri olmuş, zekânın tarifsiz kıvrımlarından da bihaber ibişler, elbette hedef kitlem (bu ne biçim bir laftır yahu, harbi harbi komik) değil! Ancak yine de tadımız tuzumuz kaçtı, ayarımız bozuldu, ruhumuz yara aldı, bunları tek tek söylemek gerek! Sinemada da yazsam siyaseti, spor da yazsam siyaseti, ne yazarsam yazayım siyaseti yediririm metne, bilirim, her şey ekonomidir (din, kültür, sanat, teknoloji, aklınıza ne gelirse), ekonominin, en işlevsel anahtarı ise siyasettir, siyaset de gündelik hayatın belirleyicisi, kolaylaştırıcısı, zorlaştırıcısıdır. Yani ben siyasete uzağım, politikadan ırağım ile olmaz, olamaz, kaçış yok, kurtuluş yok!

 

Eee gardaş, ejderhaların, günümüz dünyasında benzeştiği ne var diye sorarsanız, bende yanıt tükenmez derim, modern savaş ve avcı uçaklarının, kıtalararası nükleer balistik füzelerin, ejderhalardan daha masum olduğunu düşünüyorsanız, ya safsınızdır, ya da … Aman neyse, dilim varmadı. Meşhur Demir Taht kimin, valla dünyanın jandarması ve belalısı ABD’nin olabilir şimdilik, Cersei Lannister Sultan da, Donald Trump niye olmasın, ejderhaların annesi, yedi krallığın peşindeki Daenerys Targaryen ise varsın Putin olsun. Ba ba ba, resmen fotoşok yardımıyla ayının sırtında seyahat ediyor Rusya’nın lideri, diğeri de uyduruk nasılsa, gönül rahatlığıyla, sanal ejderhaya biniyor güvenli stüdyoda.

 

Hımmm Kuzeyin yeni kralı John Snow, çok iyi, efendi ve sevimli bir adam, olsa olsa İzlanda’ya yönetici olur, o da seçimle… Kötülüğün, karanlığın, dehşetin, vahşetin, şiddetin kol gezdiği bu dünyaya da, fantastik evrene de fazla bu adam, zaten ergen gibi biraz, aman ha büyümesin sakın! Bak ya, ünlü Demir Bankası’nı es geçiyordum az daha, vahşi kapitalizm tastamam budur işte, savaşmadan kazanan, her şeyi ve herkesi kullanmaya bayılan, kana doymayan, yenilenin de, yenenin de muhtaç olduğu, harbiden gerçek bir galip! En tehlikelisi o, en korunaklısı o, en despot o, ancak hedef alınmayan, suçlanmayan, tehdit altında kalmayan, aşınmayan, sarsılmayan, yıkılmayan da o. Hay maşallah!

 

Biraz zorlarsak, GOT dünyasındaki herkesin, yerkürede karşılığını buluruz. Kuzey Kore, Çin, IŞİD, AB, Ortadoğu ve diğerlerine cuk diye oturtur, kalıbına uydururuz. Ama Gece Kralı’nın (The Night King) yeri bambaşka, o gönüllerimizin hakiki ve sahici sultanı, insanlar her türlü pisliği, iğrençliği yapsın, kanı, kiri, zehri dünyaya bulaştırsın, sonra suçlu ölümden (öldürüyor ama geri de döndürüyor) yaşam doğurtan zombilerin efendisi olsun, hadi canım oradan… Benim favori karakterim o, yedi krallığın başına geçsin, doğanın ve hayatın biricik düşmanı insanlığı dizide de olsa, tarihten silsin istiyorum. Hani gerçek hayatta kötüler, filmlerde ise iyiler kazanır ya, bu ezber kolay kolay bozulmaz, yeter gayrı, zamanı ve yeridir. Hem algı mühendisliği de yapmayın, iyiyi kötü, kötüyü iyiye çevirmeyin. Memleketimizde uzun süredir yaşanan da bu değil mi zaten, hepimizin derdi, sorunu, ağzını açanı, sesini çıkartanı, ifşa etmek, hedef göstermek, bedel ödettirmek, ezmek, sürmek, hapsetmek olan zihniyet değil mi? Gelecek kuşaklar da tekrar tekrar aynı tuzaklara mı düşsün, biri gülerken, diğeri ağlasın mı? Eşitsizliğin ve adaletsizliğin panzehri, işte bizim maviş gözlü, karizmatik ve suskun Gece Kralı, hepimizi zombi edecek, tüm acılar bitecek, ortalık resmen şenlenecek. Tey teyyyyy.

Kafanızı şişirdiysem, affedersiniz, Yunan adalarını övmeye gelmiştim, kendimi yine ve yeniden Bodrum’da buldum, bu da benim sınavım, 25 sene evvel ilk kez geldiğimde, bir daha da uğramam sana demiştim, bana lafımı çok kez yedirdi, hakkını vereyim. Sanırım arızalı, tutkulu, iten ve çeken bir sevgi bu, yerleşmeye karar vereceğim son yer desem, inat ya, kendimi buraya çakılı bulurum, abooo! Esnafı mı yersem, tatilcileri mi dövsem, pahalılıktan mı şikayet etsem, zelzele oldu diye tibit mi atsam, bilemedim. Hemen herkesin diline pelesenk olmuş şeyler hakkında bik bik etmek yerine, şamrelimi kapıp, çimeyim en iyisi… Haaa akşama nemli, kalabalık ve mutsuz insanlar diyarı İstanbul’a döneceğim ve oturmuş bir gölgelik yere, bu tuhaflığı yazıyorum, güldürmeyen şaka mıyım, deli miyim, divane miyim, neyim? Allah, bana akıl fikir versin!

 

Kumpas acemisi, haksızlık abidesi havuz medyası tarafından, ben ve gazeteci arkadaşlarım, hedef gösteriliyoruz diye savunma yazısı mı yazaydım yani, saçmalığı itham mı etseydim, akıllara zarar ziyan, mantığın direkt iflası, gerçekliğin acıklı ölümü olmaz mıydı bu? Örgütlü cahillik ve saf kötülük, yeterince azmadı mı? Onları ciddiye almak, mutlu etmektir, sevindirmektir, kendimize güldürmektir. Yeter artık, bu hileli oyunda, asla yokuz.