ALPER TURGUT

 

Devrimden Sonra’nın bir skeçler bütünü olduğunu ve ortaya çıkan tuhaf kolajın, bir sinema filmiyle her hangi bir alakasının bulunmadığını vurgulamak isterim, üzülerek… Ötesinde devrim, bir büyük isyan ve elbette zapt edilmez bir ruhtur. Bu film hiçbir şekilde asi değil, enerjisi ve ruhu yok. Devrimin ardından tablo şu; Birileri devrim yapmış, salt burjuvazi bundan haberdar, ihtilalin müsebbibi işçi ve köylü desen, şaka gibi bihaber.

Sinemasal anlamda kuşkusuz büyük bir zafiyet var, bunun dışında siyaseten eleştirmeye başlarsak neresinden tutarsak tutalım elimizde kalır, radyodan bildiriyle devrimin kazanımlarının okunması, bana, Kenan Evren’e dair, cuntaya ait madde madde sayıklamaları hatırlattı, kusura bakmayın. Devrim yapılmış ve düşün gücüne gericiler silah doğrultmuş, katile şefkatle yaklaşılıyor, eleştirildiği şey ise ilkokul mezunu olması. Çünkü kız kardeşi iki üniversite bitirmiş ve devrim kadroları arasındaki yerini almış. Yok, daha neler. İnanıyorum, çoğumuzun devrime dair düşü bu değil. Ve hiçbir zaman, propaganda filmlerine karşı olmadım, sadece kötü çekilmiş ve tutarsız olanlarını eleştirdim. Ne yazık ki; Devrimden Sonra işte tam da böyle bir film… Kolektif bir bilincin ürünü ve imece usulü bir dayanışma ile çekilen Devrimden Sonra, keşke muvaffak olsaydı, bak o vakit tüyleri diken diken eden büyük bir heyecan ile terk edilirdi sinema salonu, sol yanımız gümbür gümbür. Sürekli seçimlere giren, sandık ile iktidarı hedefleyen bir partinin ihtilal algılayışı ile Devrimden Sonra filmi mümkünse çekilmesin zaten, dünyanın dört bir köşesinde hayatlarını devrime adayanlara, işkence tezgahlarında yitenlere, tereddütsüz yüreğinin pimini çekmeye hazır olanlara, elde silah savaşanlara, düşen ve düşecek olan nice yiğitlere haksızlık olur.