Alper Turgut

 

Arkadaşım ve meslektaşım Serdar Akbıyık ile oturmuş sohbet ederken, yahu hep sinema üstüne yazıyoruz, acep niye film çıkışı, bizde yarattığı hissi ve aklımıza geleni, bik bik anlatmıyoruz dedik ve video çekmeye karar verdik. Adı da 2 Arada 1 Derede olsun bari dedik ve hoppppp kolları sıvadık. İşte kameramanlığımızı ve yönetmenliğimizi Yavuz Gayberi üstlenmeden önce, teknoloji fukarası cep telefonlarıyla kaydettiğimiz, arada sallanan, kadraja oturmayan ve sesi çok iyi duyulmayan, yani tam amatör işi videoları, zorbela internete yükledik.

 

Çoğu geyik, azı ciddiyetti, baksan süsü komedi ve ironi idi, elbette deneyimlerimiz, hayattan koparabildiklerimiz vardı, anlatılanlar film kadar; bizi biz eden şeylerdi.  Her neyse… Orçun Benli ve Şükrü Üçpınar ekürisinin yazdığı, Orçun’un çektiği ilk film “Bu Son Olsun” da, bizden kurtulamadı, dilimize dolandı, hatta hatırlıyorum, harbiden bu son olsun demiştim, Serdar da gevrek gevrek gülmüştü, klasik! Bu Orçun’a dert olmuş, arayıp bizi bulmuştu, sonra bir video daha çektik, gönlünü aldık. Sonra dost olduk, haaaa nice arkadaşım dediğim yönetmen, filmini beğenmediğim için selamı kesti, arkamdan konuştu, o başka. Lakin Orçun, böyle egosantrik bir eleman değil, yani bana hiç değil, başkalarını bilemem, ben doğallık, samimiyet, işini savunan ve hakkını arayan insanı severim, abi, filmin neresini ve neden beğenmedin diye sorana kapım hep açık, arkadan iş çevirene ise asla!

 

Hayda! Biz şimdi buraya, harbiden nasıl geldik? Konuyu dağıtma ustasıyım resmen. Hah! Aradan seneler geçti, Orçun’un çektiği (Şükrü, seni de unutmadım birader) beşinci film geldi. Ver Kaç, bu ay gösterime girecek. Bunaltan, daraltan, yaşama azmini azaltan sanat sepet filmleri de ortada hazır yokken, dedim sevdamız futbol üzerine, laf edeyim, film de vesile olsun. Öyle işte!

 

Ver Kaç, semt kültürü, mahallelilik bilinci ve futbol sevgisi üzerine bir film. Lanet olası beton manyaklığı, kadim semtlerimizi dümdüz ederken, eskiye dair tüm güzellikleri, bir bir çirkinliğe çevirirken, tulumbacıların efsane semti Kadırga’ya uzanmak, iyi geldi bünyeye, yalan yok! Modern futboldan nefret ettiğimi söylemiş miydim?  Çok sevdiğim tribünlerden uzaklaşmamın asıl nedeni, yağmurda ıslanan, güneşte kavrulan, üşüyen, terleyen, sevdası için yollara düşen taraftarların, hızla tenis seyircisine dönüşmesine katlanamadığımdan olsa gerek. Filmde Metin Kurt da var, hani “Futbol borsada değil, arsada güzeldir!” diyen güzel abi, daha ne olsun?

 

Oyuncu kadrosu hayli geniş; Kenan Ece, Bülent Çolak, Aslıhan Güner, Fırat Tanış, Fatih Koyunoğlu, Perihan Ünlücan, Özgün Çoban, Mehmet Ali Kaptanlar, Cenk Ertan, Levent Tülek, Eray Özbal, Murat Şahan, İsmail Oral, Serdal Genç ve Sefa Zengin var. Bülent ve Fırat, zaten komik adamlar, Sefa da sert çehresine bakmayın, o da güldürmeyi biliyor. Beni Kenan Ece şaşırttı, jön delikanlıdan, rolü için göbekli oyuncuya çevirmiş rotayı, valla iyi de olmuş. Sinemanın emektarlarından Yılmaz Guruda, Kayahan Yıldızoğlu, Ercan Yazgan ve Ahmet Fuat Onan’ı görmek de güzel! Vefa, iyidir iyi…

 

Filmde şurası olmamış, burası olmuş demeyeceğim, ne de olsa dayanışma, halkların inceliği ve zarafetidir demişler, üstelik zengin kız, fakir erkek falan filan hayatın ta gerçeği, tıpkı iyi insanlar, kötü insanlar gibi… Müzikler, Kadırga, futbol… Seyredin işte… Özetle; Bu son olmasın Orçun Kardeşim, devam, aynen devam.