ALPER TURGUT

 

“Kars Öyküleri”… Beşibiryerde Sinema imiş, valla ben bunu söyleyenlerin yalancısıyım, beş parçadan oluşan bu ‘tamamlanamamış’ filmi, geçtiğimiz Mart ayında Ankara Film Festivali’nde izlediğimi bile unutmuşum, oysa. Hatta İstanbul’da yapılacak olan özel gösterimine gitmeyi düşünüyordum, son anda hatırladım. Anlayacağınız Kars Öyküleri’nin gösterime girmesi, benim açımdan büyük bir sürpriz oldu, herhangi bir umudum da yoktu, açıkçası. Unutmadan, 30 Eylül’de İstanbul’da gösterime giren Kars Öyküleri, 14 Ekim’de de Ankara’da sinemaseverlerle buluşacak.

 

Yapımcılığını Gezici Film’in üstlendiği, ikisi kışa, diğerleri bahara dair bu beş kısa öyküyü, Kars doğumlu olmayan beş yönetmen çekti. Bu kısa filmler sırasıyla; Özcan Alper’den “Moto Guzzi”, Zehra Derya Koç’tan “Kül”, Ülkü Oktay’dan “Zilo”, Ahu Öztürk’ten “Açık Yara” ve Emre Akay’dan “Küçük Bir Hakikat”… Bu öykülerden kimini kendimi zorlayarak beğenmeye çalıştım, kimini gerçekten sevemedim. Kotarılamamış bir deneme olarak kalmış aklımda. Kars güzel bir kent, ona yaraşır filmler de çekilir bir gün elbet.

 

Ankara Sinema Derneği ve eski Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’nun girişimleriyle Gezici Festival kapsamında düzenlenen senaryo yarışması sonucu yüzden fazla senaryo arasından seçilen bu beş öykü, Kars’ta çekildi (görüntü yönetmeni Özgür Eken, kurgucu Çiçek Kahraman ve Ulaş Cihan Şimşek, ses mühendisi İsmail Karadaş ve sanat yönetmeni Natali Yeres’in katkılarıyla) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verdiği yapım sonrası desteğiyle tamamlanabildi. Ötesinde 78 dakikalık bu film, 30’un üzerinde ulusal ve uluslararası festivale katıldı.

 

Bu beşgen filmde belli başlı rolleri Ayda Aksel, Bennu Yıldırımlar, Meral Çetinkaya, Ozan Bilen, Şebnem Köstem, İskender Bağcılar, Erol Babaoğlu, Ahmet Mümtaz Taylan, Necmettin Çobanoğlu, Ruhi Sarı, Müge Ulusoy, Begüm Birgören, Rıza Akın, Rıza Sönmez, Derya Durmaz, Birsu Demir, Berna Adıgüzel, Turgay Tanülkü, Alican Tamet ve Demet Tarım üstlendi.

 

Özetle; siyasetten komediye, dramdan hicve ne ararsan var, abartı, esinlenme, meramını anlatamamak da… Ben daha özgün öyküleri seviyorum, belki sizler beğenirsiniz, bunu bilemem, bunu anlayabilmek için sinema salonları ne güne duruyor. Ancak kesin bir şey daha var, en iyi öykü, uzak ara Açık Yara, tereddütsüz. Üniversiteli delikanlının köyünü ziyaret etmesi ve kökenine doğru yaptığı keşif, izlenesi… Özcan Alper’in Moto Guzzi’sini hoşuma gitti lakin 12 yaşındaki Digorlu Yusuf’un Leyla’ya olan aşkı öyle akılda kalıcı, etkileyici bir hikâye değil, ne yazık ki… Kül’ü, Nazlı’nın annesinin ölümüyle çocukluğunun geçtiği eve dönüşünü anlatan öyküyü çok fazla zorlama ve gereksiz buldum. Zilo, yedi yaşındaki kız çocuğunun civciviyle kurduğu dostluğa dair matrak bir öykü. Zilo karakterinin abartılı hali, gülünç ama sevimli, bir de film başarılı olsa, tadından da yenmezmiş. Son öykü; Küçük Bir Hakikat başladı ve ben, Jean-Pierre Jeunet çekti sandım filmi, değişik, tuhaf, ilginç.

Cine Dergi