ALPER TURGUT

 

“Transformers: Ay’ın Karanlık Yüzü” (Transformers: Dark of the Moon) iki yılda bir beyazperdeyle buluşan serinin üçüncü filmi… Ve yine aynı telden çalıyor, bilimkurgu fukarası, senaryo özürlüsü, işe yaramayan silik karakter imalatçısı ve ABD sevdalısı… Bu üç boyutlu, upuzun süreli, yaz etiketli ve salt gişe hedefli film ile umarım sacayağı tamamlanmıştır. Vasat haliyle bile çok para getiriyor ama bari kaliteli bir vasat olsun, sinemasever, film izlesin, ABD’nin Soğuk Savaş’tan beri ruh halini bozan “istila” hezeyanlarını değil. Ülkelerinin istila edilmesinden korkanlar, dünyayı işgal etti, o bambaşka bir mevzu ya. Neyse… “Transformers” hayranları, çok sevgili metal kahramanlarının (uzaylı robot-araç), bir oldubittiyle geri plana itilip etten kemikten insanların kurtarıcılığa soyunması nedeniyle ilk iki filme büyük bir tepki göstermişlerdi. Evet, son derece haklılar, hiç kuşkusuz.

 

“Transformers” serisinin ilki için 2007 yazında, “Başka bir gezegenden dünyamıza gelen iyi ve kötü robotların savaşını anlatıyor. Yeni sahip olduğu otomobili, uzaylı bir robota dönüşen sıradan liseli bir gencin öyküsüne sarınarak… Film, komik, eğlenceli ve hayli heyecanlı bir macera vaat ediyor. Karşımızda dur durak bilmeyen bir aksiyon… Özellikle Transformers hayranları ve bilim kurgu meraklıları kaçırmasın” demiştik. Bu ilk Transformers filmi 708 milyon dolar hâsılat getirince, devam filmler kaçınılmaz oldu. Neyse, sadede gelelim, hemen her ilk film gibi serinin en iyisi olacağını tahmin etmiştik.

 

Nitekim 2009 Haziran’ında “Transformers: Yenilenlerin İntikamı” (Transformers: Revenge of the Fallen) vizyona girmiş, bizim dil sertleşmeye başlamıştı; “Çocukları da (13 artı yaş sınırı da cabası) kucaklayan görsel ağırlıklı bu filmi ‘sakın kaçırmayın’ demek isterdik. Ancak ve ne yazık ki; tüm beklentimiz bir anda suya düşüyor ve safi dünyanın jandarmalığına soyunan ABD ordusunun reklâm kampanyasıyla baş başa kalıyoruz. Hem de ne ordu (gövde gösterisinde sınır ne gezer) be birader… Yerküreyi zapturapt altına almak bile kâfi gelmemiş, silahlarını düşman uzaylılara çevirmişler.”

“Armageddon”, “Bad Boys”, “The Island” ve “Pearl Harbor” gibi orta karar filmler yaratan (Kaya’yı ‘Rock’ ise ayrı tutarız, pek severiz), aksiyonu ve ABD’nin çıkarlarını hayli seven yönetmen Michael Bay, işini bilir yapımcı-yönetmen Steven Spielberg’in himayesinde uzaylı robot işine girdi ve yine kazançlı çıktı. Tam 27 yıllık Japon orijinli kült bir çizgi film olan Transformers, aradan geçen uzun yıllar boyunca oyuncak ve bilgisayar oyunları piyasasında da Hasbro firmasına büyük paralar kazandırmıştı, iyi robotlar “Autobots” ve kötü robotlar “Deceptions” sayesinde…

Filmin belli başlı rollerinde; niye parlatıldığını hala çözemediğim yetenek fukarası olgun yeniyetme Shia LaBeouf, müthiş aktör John Turturro, yönetmen Bay’i Hitler’e benzeten asıl kız Megan Fox’un yerine kontenjanı dolduran, dünyanın en güzel kadını seçilen top model Rosie Huntington-Whiteley ile Josh Duhamel, Tyrese Gibson, Patrick Dempsey ve Kevin Dunn var. Öte yandan senaryo fukarası, klişe deposu bu yaz eğlencesinde John Malkovich ve Frances McDormand ne arıyor, işte buna parasal mevzular dışında bir yanıt bulamadım. Filmde Turturro dışında akılda kalan bir performans olmadığı gibi, başrol ikilisi Shia ve Rosie, hem fizik hem de kimyadan sınıfta kalmışlar, yani Shia ezilmiş, Rosie, partnerini resmen gölgede bırakmış.

 

Öte yandan senaryo, acınacak halde, görsele yüklenelim derken basmakalıp bir metinle karşımıza çıkmışlar, bakkal çakkal defteri bile daha heyecanlı ve merak uyandırır bir haldedir, emin olun. Uzaylı robotların filminde, insan görmek isteyen kim? Taşıttan savaşçıları, çocuk oyuncağı yaparak, hayli ayıp etmişler. Teknoloji inanılmaz gelişti, üç boyutlu filmler de giderek çoğalıyor ama 150 dakika boyunca taktığınız o gözlük, baş ağrısını da beraberinde getiriyor. Arabaların aksamlarına odaklanalım derken zaten film milm izlemek mümkün değil. Bunun adı görsel cazibe, sinema ile uzaktan yakından akrabalığı yok. Eğlencelik işte, Harry Potter serisi bile yetişkinlere daha çok şey ifade ediyor. Mardin Film Festivali’ne gittiğimiz için basın gösterimini kaçırmıştık, Çarşamba günü İstinye Park’ta (IMAX) filmi, çocuklarla birlikte seyrettik, hayır onlar dahi beğenmedi, komik ama çocukça buldular. Seriye hiç bulaşmadıysanız uzak durun, ilk iki filmi izlediyseniz, sizlere geçmiş olsun.