ALPER TURGUT

Amansız bir trajedi… Evet, “Atlı Karınca”yı seyretmek hiç kolay değil, hazmetmesi çok zor bir film bu. Ama inanın, işlediği konuya öfke duymamak çok daha zor. Tamam, Atlı Karınca, kol kırılır yen içinde kalır gibi bildik bir güzergâh izliyor. Ancak azami bir özen göstermenin zaruri olduğu ensest denilen bıçak sırtı bir konuyu işliyor, bunu da göz önünde bulundurmak gerek. Ne yazık ki; Toplumun tabu bellediği, kurbanın utanıp, suçlunun güçlü olduğu bela bir durum bu, dikkat edilmezse her türlü suiistimale ve provokasyona da açık. Yönetmen İlksen Başarır, gerçek bir cesaret isteyen böyle bir konuyu seçerek, mesele sıkıntısı çeken sinemamız adına, hayli önemli bir projeyi sırtlamış, özetle. Metnine vicdan katan film, Antalya “Altın Portakal” Film Festivali’nde İlksen Başarır ve Mert Fırat ikilisine en iyi senaryo ödülünü getirdi.

Atlı Karınca, İlksen Başarır’ın “Başka Dilde Aşk”ın ardından çektiği ikinci film. Belli başlı rolleri Mert Fırat, Nergis Öztürk, Sema Ceyrekbaşı, Zeynep Oral ve Sercan Badur üstlenmişler. Her şeyin giderek gişeye endekslendiği sinemamız adına, bu kötü gidişe dur diyenlerin de olduğunu bilmek güzel. İşte tam da bu yüzden İlksen Başarır ve Mert Fırat gibi isimlerin sinema yapmaları ve daha da çoğalmaları şart. Öncelikle beyazperdeye taşıdıkları bu kolektif çaba övgüye değer, işlerinde de samimiler. Üstelik sağduyulu ve toplumun sorunlarına karşı da duyarlılar, yetmez mi?

Antalya’da film bitiminde, Atlı Karınca’nın her anlamda sınıfta kaldığını yazmıştım, bir iki satır. Haksızlık etmişim. Aradan epey zaman geçti, filme dair çok düşündüm, bazı şeyler netleşti ve yargım yeniden demlendi. Kendi adıma artık Atlı Karınca’nın vasatı aştığını söyleyebilirim.

Bunun dışında filmin kurgusunda problem var ve bazı ufak tefek hatalar mevcut, hadi onları es geçelim. Ancak filmin en önemli karakteri olan babada durmak gerek. Karakterin altı boş ve bu elbette inandırıcılığı zedeliyor. Ensest dışında, pedofiliden de bahsedebiliriz. Yani salt cinsel değil resmen insanlık suçu bu. Ahlaktan ve istisnasız her şeyden çok daha öte. Birçok ailenin, zannımca utancı gerekçe göstererek, içlerindeki sapık ve sapkınları deşifre etmekten çekinmesi, dünyada ve ülkemizde sorunun geldiği noktayı görmemizi engelliyor.

Atlı Karınca, dört insanın, 10 yıllık bir süreçte yaşadıklarını anlatıyor. Erdem ve Sevil çifti ve onların çocukları Edip ve Sevgi, küçük bir kasabada yaşarlar. Aile, Sevil’in annesinin felç geçirmesi sonucu İstanbul’a taşınır ve değişim başlar. Yazar olma hayalleri kuran Erdem, takıntılı bir tiptir. Sevgi de çalışan bir kadındır ve evde yaşananların farkında değildir. Babasına karşı tepkili olan ağabey Edip, yatılı okula gider, kız kardeşi Sevgi de zamanla içine kapanır. Çocukların resmen psikolojisi bozulmuştur. Her şeyi gören, hisseden ve bilen ise felçli anneannedir ama sadece gözlerle, neyi ne kadar anlatabilirsin ki. Ama sırlar eninde sonunda bir gün açığa çıkarlar. İtiraf edememek, görmemezlikten gelmek bile faydasızdır artık. Ve gizem çözüldüğü zaman, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Çünkü yük inadına ağırdır, hayat kadar zor ve ölüm kadar gerçektir.

Cinedergi, Mart sayısı.