ALPER TURGUT

Evet, ben kedileri sevmeden önce, kediler beni sevdiler. Şaka gibi geliyor belki ama resmen onlar beni buldular ve kısa sürede de ikna ettiler. Hayvanlara kesinlikle dokunamayan, uzaktan sevmekle ve maskaralıklarına gülümsemekle yetinen ben, son yıllarda adeta dönüştüm, çünkü onların gözlerinde masumiyeti ve saf sevgiyi gördüm, daha doğrusu hissettim. Artık onlarla dost olmamak, onlara uzak durmak yoktu, zaten bu neredeyse imkânsız idi. Onların çekim güçleri inanılmaz, bir kez yakaladılar mı, kaçmayı maçmayı unut! Üstelik büyüdükçe insanların kötülüğüne daha çok maruz kalıyorsun. Kötü insanlar lafı, haliyle klişe olacak ama bu acı gerçeği değiştirmiyor. İşte, okulda, sokakta iyiler kadar, kötüler de var, bunu biliyor, öyle yaşıyorsun, çaresiz… Elbette, hayvanlara işkence eden, onları katleden aşağılık yaratıklar da var. İnsana sevgi beslemeyenin, hayvanları, bitkileri, güzelim doğayı sevmesini beklemek, safdillik olur.

Geçmişe döneyim, patileriyle dokunup, nezaketle yemeğini paylaşmanı isteyen kedileri asla geri çevirmezdim. Demek ki, içinde olacak insanın, bölüşmeyi, paylaşmayı isteyecek, karşısındaki insan olsun, hayvan olsun saygı duymayı bileceksin. Hayvan satın alıp, sonra onları sokağa bırakmayacaksın örneğin, sokakta bunca üşümüş, susamış, aç kedi ve köpek varken ve onlar yaşama tutunmaya çabalarken, aralarına yenilerini katmayacak, sokağı, geceyi, trafiği hiç tanımamış hayvanların ölümüne sebebiyet veren olmayacaksın. Petshopların hali zaten ortada, yaşamaktan keyif aldığım Kadıköy, hayvan satışını yasakladı. Bu güzel bir gelişme, umarım örnek olur, bu zalimliğe hayır diyen hareket, tüm memlekete yayılır.

Evde beslediğimiz iki su kaplumbağası var. Biri sekiz, diğeri iki buçuk yaşında… Kucağına alıp sevemiyorsun belki, bakımları da hayli zor, ama hayat enerjisi veriyorlar, şüphesiz… Hastalandıklarında, yemek yemediklerinde panik oluyorsun. Hayır, kedi, köpek ve kuş gibi de değiller, dertlerini anlamak da çok güç. Lakin sana ihtiyaçları olduğunu biliyorsun, her şeyi onları düşünerek planlıyorsun. Evin içinde canlar var, güzel olan bu…

Hakkını vermeliyim, evlendikten sonra hayvanlara dair sevgim daha da çoğaldı. Çünkü eşim, büyük, inatçı ve azimli bir kedi sever, onunla yaşamak demek, kedilerle yaşamak demekti. Öyle de oldu. Halimden memnunum özetle… Hah, unutmadan el kadarken ben, adını “Alper” koyduğum bir kedim varmış, hiç ayrılmazmışız, büyüklerim öyle diyorlar.

Günümüze dönecek olursak; kedileri anlamaya çalıştım önceleri, sonra onların bizim algımızın ötesinde bilgelikte ve karmakarışık canlılar olduğunu kavradım. Hepsinin ayrı bir huyu ve tavrı var. Hiçbiri birbirine benzemiyor, kimi öfkeli, kimi yumuşacık, kimi oyuncu, kimi aşarı duyarlı… Ve öğrendiğim ilk şey, onlara sahiplik etmek mümkün değil, kısaca onlar senin sahibin oluyor. Patronu bildikten sonra, sorunlar da azalıyor. Aksi takdirde, tırnaklar ne güne duruyor. Tırmıklanmak an meselesi…

Köpekler ise başka bir macera… Onlardan hala çekiniyorum. Ömrüm boyunca iki ayaklı köpeklerden hiç çekinmedim, lakin bu dört ayaklı arkadaşlar, beni hala ürkütüyorlar. Köpek dişlerini, kaba etimde hissetmek istemiyorum belki, kim bilir… Eşimin ailesi kedi, benim ailem de köpek sever… Köpeklerle büyüdük dersem, abartmış olmayız. Biraderlerim, köpeklere aşıktılar resmen, onlar yüzünden her cins köpek eve girdi, geldiklerinde miniciktiler, zamanla dev gibi oldular. Onlar irileştikçe, benim tedirginliğim büyürdü. Korkunca, koku salarmış insan, köpeklerin beni fark etmeleri, çok da uzun sürmezdi. Isırmadılar belki, bana düşmanlık da beslemediler, ancak mümkün olduğunca onlardan uzak durmaya çalışırdım, dün gibi hatırlarım. En fazla başlarını okşardım, ürkerek ve çekinerek… Ev halkı bana kahkahalarla gülerdi, onlar dalga geçtikçe köpekler değil ben uyuz olurdum. Şimdiki aklım olsa ve geçmişe dönebilsem, evimize giren ve bugün ne yazık ki aramızda olmayan her köpekle uzun uzun kucaklaşırdım. Sarılırdım, kocaman… Neyse… Geç, hiçten iyidir. Umarım bir gün bahçeli bir eve taşınırız, kediler ve köpeklerle yaşarız. Hatta dilerlerse, bunca zaman bizden niye uzak durdun diye tırmıklasınlar, ısırsınlar… Bana verdikleri saf sevgi, onlara hissettiğim şefkat yeter.