ALPER TURGUT

O, bir kitaptan süzülüp, önce çocuk düşleriyle ardından da beyazperdeyle buluştu. Evet, küçük kahramanların en hüzünlülerinden biridir o, yetimdir, yalnızdır, saftır, kaotik bir dünyada, hayata tutunmaya çabalayandır. Kimden mi söz ediyoruz? Elbette, Oliver Twist.

Siz, bakmayın görünüşüne, bu pek meşhur bastıbacak, neredeyse 173 yaşına girecek. Düşünün, tam zıt bir karakter olan, haylaz, afacan ve gerçekten ünlü Tom Sawyer (Mark Twain) bile Oliver’dan 38 yıl sonra doğdu. Kaç nesil çocuğa eşlik etti öyküsü ve daha nice torun var gelecekte, onunla tanışacak. Açlık, çıraklık, yankesicilik, dayak, eziyet, yolculuk… Yeni bir başlangıç, kötülük, iyilik, suçlu, suçsuz, hain, masum, yaralanma, yaranma ve altın bir kalp. İşte Oliver Twist, dertli, kimsesiz ve ölümsüz bir çocuk.

İngiliz Yazar Charles Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870), ilk kitabı “Bay Pikvik’in Maceraları”nın (1837) ardından henüz 26 yaşındayken Oliver Twist’i (Oliver Twist: Parish Boy’s Progress) yazdı. Oliver’in maceraları, ilk olarak “Bentley’s Miscellany” adlı aylık bir dergide seri olarak yayımlandı, Dickens, iki yıl boyunca bu derginin editörlüğünü üstlendi. Charles Dickens, 1865’e dek 10 roman daha yazdı, bunlar sırasıyla; “Nicholas Nickelby” (1839), “Antikacı Dükkânı” (1841), “Bir Noel Şarkısı” (1843), “Martin Chuzzlewit” (1844), “David Copperfield” (1850), “Kasvetli Ev” (1853), “Zor Yıllar” (1854), “İki Şehrin Hikâyesi” (1859), “Büyük Umutlar” (1861) ve “Müşterek Dostumuz” (1865) idi.

Şimdi, yaratıcısı Charles Dickens’in hem yaşarken hem de ölümünden sonra ırkçı olarak suçlanmasına dair şeylerden bahsederek, zaten yaşamın sillesini yemiş, hep acıların çocuğu olmuş Oliver Twist’i daha da üzmek istemeyiz ancak Oliver’in, beş yıl önce sinemadaki son uyarlamasını çeken Roman Polanski’nin 13 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz ettiği iddiasıyla yargılanmasını ondan nasıl saklayacağız? Asır geçse de çilesi bitmiyor ki, zavallının…
Neyse… Biz, en iyisi Oliver’in, sinema yolculuğuna bir göz atalım. Kahramanımızın pek çok tiyatro deneyimini bir kenara bırakacak olursak, Oliver Twist’in serüvenleri, bugüne dek tam 35 kez, sinema ve televizyona uyarlandı. İlk kez 102 yıl önce kısa bir film olarak karşımıza çıkan Oliver, 1912 yılında artan ünüyle birlikte, iki uzun metrajlı filme konu oldu. 1919 yılında Macar yönetmen Marton Garas, Oliver’in yerellikten çıkıp, evrensel bir kahramana dönüştüğünü müjdeledi. İki Oscar’lı usta yönetmen Frank Llyod, 1922’de kariyerine Oliver’i de ekledi. Tam 11 yıl sonra 1933’te çekilen bir başka Oliver Twist filmi ise adeta bir hüsrandı.

Aradan 15 yıl daha geçti, sene 1948 idi, bu kez yönetmenlik koltuğuna iki Oscar sahibi Sir David Lean oturdu. Dickens’ın yurttaşı Lean’in çektiği film, tüm zamanların tartışmasız en iyi Oliver Twist (Lean, Dickens’ın bir diğer romanı Büyük Umutlar’ı da 1946’da beyazperdeye taşımıştı) uyarlamasıydı. “Brief Encounter”, “Kwai Köprüsü”, “Arabistanlı Lawrance” ve “Doktor Jivago” ile sinema tarihinde adı bir efsaneye karşılık gelen Lean, Oliver Twist ile de harikalar yaratmasını bildi. Büyük aktör Alec Guinnes’in müthiş performansıyla gücüne güç katan film, bir yıl sonra ülkemizde de gösterildi. Bir sonraki Oliver Twist filmi için, sinemaseverler 20 yıl beklemek zorunda kalacaktı. 1968’de çekilen Carol Reed imzalı “Oliver!” müzikali, yılın en önemli filmlerinden biri oldu ve tam beş ayrı dalda Oscar’ı kucakladı. Oliver müzikali, Türkiye’de vizyona girmek için ise iki yıl daha sabredecekti. 1974 ve 1988’de Oliver Twist, çizgi film kahramanına dönüştü ve uyarlama bir animasyon olarak çocukların beğenisine sunuldu. İlki bir nevi faciaydı neyse ki ikinci film, çocukların keyfini yerine getirmesini bildi. 2004 yılında Güney Afrika’da çekilen “Boy Called Twist” ise serbest bir Oliver uyarlamasıydı. Oliver Twist, en son 2007’de İngiltere-ABD ortak yapımı beş bölümlük bir TV dizisi olarak karşımıza çıktı.

Şimdi gelelim, 2005 yılında, Paris doğumlu Polonya-Rus asıllı Polanski’nin çektiği Oliver Twist’e… İngiltere, İtalya, Fransa ve Çek Cumhuriyeti ortak yapımı 130 dakikalık bu uyarlama, aktör, yazar, yapımcı, yönetmen Roman Polanski’nin en iyi filmi değil, kuşkusuz. “Rosemary’nin Bebeği”, “Çin Mahallesi”, “Piyanist”, “Tiksinti”, “Suda Bıçak”, “Kiracı” ve “Tess”’in yanında esamisi bile okunmaz. Lakin Polanski’nin gerçekten düş kırıklığı yaratan, hayli kötü filmleri de vardır. İşte Oliver Twist, kendine ortalarda bir yer edinen, yine de oluşturduğu kaotik atmosfere şapka çıkarılması gereken bir film. Annesini toplama kampında, ikinci eşini bir katliamda yitiren, hayatı sürgünle, ülke ülke gezmekle ve son olarak yargılanmakla geçen Polanski’nin, elbette Oliver Twist’e benzer yanları vardır, bu bir yetim ile öksüzün kader birliğidir, bunu sanırım böyle okumak gerek.

Oliver Twist, yetimhane müdürü Mr. Bumble, cenaze levazımatçısı Sowerberry, hain çırak Noah Claypole, ihtiyar Fagin, kurnaz Dodger, merhametli Bay Brownlow, merhametsiz Bill Sykies, vahşi köpek Bulseye, hâkim Fang, Toby Crackid, Nancy, Charlie Bates ve diğerleri… Onların öyküsüne bir son yazıldı ama bu maceranın bittiği anlamına gelmiyor, yakın bir gelecekte üç boyutlu bir film olarak Oliver, belki yine karşımıza çıkar, kim bilir.

Bu yazı, Roman Kahramanları dergisinde yayımlandı.