Büyük anarşist Bakunin, egemenlerin, adalet denilen mekanizmayı, ezilenleri dizginleyebilmek için kullandığını ne güzel özetlemiş. “Adalet İçin” (Michael Kohlhaas) filminde, 16. Yüzyılda yaşanmış bir gerçek olayın, günümüzle nasıl da örtüştüğünü görüyoruz, aradan asırlar geçmiş, ancak değişen bir şey yok, ne yazık ki… Alman edebiyatçı Heinrich von Kleist, 34 yıllık ömrüne birçok şey sığdıran, bu filme de adını veren kitabıyla, bizim meşhur Kafka’yı gözyaşları içinde bırakmış bir yazar. Onun 204 yıl önce yayımladığı romanında, haksızlığa uğradığı için adalet arayan, ancak hak peşindeyken, sevdiklerinden olan, bir onurlu ve gururlu adamın isyanı anlatılıyor.

 

Evet, oyunculuklarıyla, öyküsüyle, güncelliğini bugün dahi korumasıyla önemli bir film bu ve gerçek adalet, ekmek kadar, özgürlük kadar ve hatta hayat kadar değerli… At tüccarı kahramanımız, ailesiyle mutlu ve mesut yaşarken, bir soylunun gazabına uğrar, önce atlarından, sonra karısından olur. Adalet yoksa, ayaklanma vardır, kendi adaletini uygulamak için, örgütlenmek vardır. Ancak egemenler de boş durmaz, hain planlar ne güne durur.