ALPER TURGUT

 

Gazeteci Çocuk (The Paperboy), hayati mevzuları konu alıp, bir şey anlatmayan, anlatamayan, meseleyi aktaramayan filmlere örnek olsa gerek. Arkadaş! Irkçılıktan girip, eşcinsellikten çıkan, şiddeti, cinselliği, tacizi, tecavüzü harmanlayan bir film çekmişsin, bir ergenin laylaylom hallerine niye odaklanıyorsun, sonra sersemletici sürpriz bir final için kasarsın elbet. Asıl mevzu arka planda dönüyor, ona yönelt kameranı, ama ne gezer? Her ne varsa filmine sığdırmaya çabalamak gibi bir zorunluluk hisseden Mahsun Kırmızıgül’e laf ediyoruz, filmin senaristi (aynı adlı kitaptan uyarlama) ve yönetmeni Lee Daniels’in de pek bir farkı yok, özetle…

 

Gazeteci Çocuk’un oyuncu kadrosunda Zac Efron, Matthew McConaughey, Nicole Kidman, John Cusack, Macy Gray ve David Oyelowo var. Zac Efron’u geç, McCoraughey ve Cusack idare eder, Nicole Kidman, harbiden cesur ve yaşına rağmen sınırlarını zorlayan bir performans sergilemiş, lakin film kötüyse mükemmel oynasan ne çıkar, yazık olmuş. Macy Gray ise filme dair en iyi şey, döktürmüş resmen…

 

Sene 1969’dur ve üniversiteden şutlanan ergen Jack, kös kös Florida’daki Lately kasabasına geri döner. İşi hazırdır, babasının sahibi olduğu kasaba gazetesi The Moat County Times’ı dağıtmaya başlar.  Jack’in ağabeyi Ward ise The Miami Time gazetesinde çalışmaktadır, meslektaşı Yardley Acheman’la birlikte kasabaya gelirler, şerif katili olduğu gerekçesiyle hüküm giyen timsah avcısı Hillary Van Wetter’in dosyasını araştırmak için… Jack de ekibe katılır, ikilinin şoförlüğünü yapar. Gazetecilerin, Hillary’nin idamdan kurtulması için harekete geçmelerini sağlayan ise Charlotte Bless’tir. Cezaevindeki hücresinde sürekli mektup yazan ve “Evim sensin” diyen vahşi bir adam ve ona tav olan orta yaşlı seksi kadın, haliyle üç adamı da peşlerinden maceraya sürüklerler. Onlar, adalet sağlamak ve mesleklerinde çıta atlamak için yola çıkarlar, sırların ardındaki gerçeği hemen göremezler ama nihayetinde Hanya’yı Konya’yı görürler.

 

Evin becerikli ve iyi yürekli hizmetçisi Anita’dan başka kadın bilmeyen Jack, Charlotte hayatına girince nevri döner, kimyası değişir. Delikanlı, hayal ile gerçek arasında mekik dokumaya başlar. Sonra herkesin gerçek yüzü ortaya çıkmaya başlar, aslında kimse masum değildir ve devamında şiddet gelecektir.

 

Bir kadının tutkusundan faciaya davet çıkartan bir hikâye çıkartmak, elbette fena fikir değil. Ancak senaryoda, kurguda, oyunculuklarda bariz problemler var. Karakter değil tipleme gibiler, saçma sapan tipler, zalim bir finalin etkileyiciliğini dahi sarsıyor. İnandırıcılık ekseni kayınca, insanın içinden üzülmek yerine gülmek geliyor. Olay örgüsü desen evlere şenlik! Dokunmadan yaşanan seks, denizanalarının saldırısına uğrayan delikanlının üstüne işemek ve dahası… Tüm sorun ve eksiklikler, bütünü bozuyor, ortaya vasat, yüzeysel ve ucuz bir iş çıkıyor. Dört yıl önce iki Oscar kazanan Acı Bir Hayat Öyküsü’nü (Precious) çeken Lee Daniels, olgunluğa hayatın sillesini yiyerek geçen ergen Gazeteci Çocuk filmini çekmese de olurmuş. Haliyle, boşa gitti ömrümüzden 107 dakika daha… Son olarak filmden ne anlıyoruz? Gazetecilerin sadece gerçeğin peşinde koşmadığını, meslekte fırsattan yararlanmak, yalan haber yaratmak, aldanmak ve aldatmak da var, ne yazık ki…

 

Cinedergi