ALPER TURGUT

Sinema sektörünün görseli en güçlü, yapımı en zorlu, bütçesi en yüksek yapımları hiç kuşkusuz tarihi filmler ile bilimkurgudur. Bilimkurguda hiç değilse kafandakini resmedersin, sana sormazlar bu nedir diye? Ancak tarihi film çekmek, resmen büyük maceradır. Aslına uygun dekor, kıyafetler, tarihsel kişilikler, yani lafın kısası gerçeği canlandırmak, seyircisine bunu sinema büyüsünü kullanarak anlatmak ve inandırmak pek kolay değildir. Üstelik filmin sonu da bellidir, diğer türlerin en büyük artısı olan sürpriz final yoktur. Gişeye oynadığın için batmak da olasılıklar arasındadır. Hele hele Ortaçağ’ı kapatan Yeni Çağ’ı başlatan, Hazreti Muhammed’in “Konstantiniyye elbet bir gün feth olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, O’nun askeri ne güzel askerdir!” dediği İstanbul’un fethini canlandırmak, büyük bir kumardır.

İşte “Fetih 1453”, üç yıllık hummalı bir çalışmanın ardından ve tam 17 milyon dolar harcanarak hayata geçirildi. Sinemamızın şimdilik en büyük projesi olan filmi, bugüne dek adını daha çok yapımcılıkla duyuran Faruk Aksoy yönetti. 1453’ün senaryosu Atilla Engin’e ait, görüntü yönetmenliğini ise Mirsad Herovic ve Hasan Gergin üstlendiler. Filmin pek tanınmamış (ünlü olmayan da denebilir) oyuncu kadrosunda ise Devrim Evin, İbrahim Çelikkol, Dilek Serbest, Cengiz Çoşkun, Recep Aktuğ, Şahika Koldemir, Erden Alkan, Naci Adigüzel, Erdoğan Aydemir ve Sedat Mert var.

Şimdi Malkoçoğlu vs. çekerek tarihi film sinema yaptığını sanan ülkemiz sineması için geç kalmış ancak yine de güzel bir ilk adımdır, Fetih 1453… Büyük bir emek harcandığı ortada, özellikle filmin ikinci yarısındaki savaş sahneleri, benzeri 200 milyon dolarlık dev Hollywood filmleriyle kıyaslanabilir. Gerçekten savaş sahneleri filmin en büyük sermayesi… Aksesuar, kılık kıyafet ve savaş araçları aslına uygun ve etkileyici. Filmin müzikleri ise enfes. Ancak İstanbul’un bilgisayar ürünü olduğu çoğu yerde göze fazla batıyor, çizgi romana gibi görünen sahneler, görsel tatmini engelliyor. Elbette efekt para işi, üç beş milyon dolar daha fazla verirsen o da aşılır. Sorun bunlar değil. Filmin ana problemi süresi, 160 dakika rahatlıkla 110 dakikaya çekilebilirmiş. Gereksiz pek çok sahne var, kıyacaksın, kesip atacaksın.

Fetih 1453 başladığında, Muhteşem Yüzyıl dizisine benziyor dedim ama film hemen toparladı ve ucuz bir numarayla sadece Harem’e bel bağlamadı. Evet, daha çok Cennetin Krallığı filmine benziyor. Bazı bölümler ise hayli karikatürize Yeşilçam tarihi aksiyonlarının modernize edilmiş hali gibi… Toparlayacak olursak, her şeyden etkilenmiş, biraz ondan biraz bundan almış, çorba demeyelim lakin bu bir kolaj…

Filmin başında Mekke’de Arapça konuşuluyor, Vatikan ve Konstantinepolis’te ise Türkçe, ya herkes Türkçe konuşsun, ya da herkes kendi dilinde, biraz öyle biraz böyle olmaz, olmamalı.

Ulubatlı Hasan ile Macar topçu ustası Urban’ın kızı Ela arasındaki aşk öyküsü, filmi salt savaş odaklı olmaktan çıkartmış, eyvallah. Ama Ulubatlı Hasan’ın kahramanlığını ve özverisini öve öve biteremezken, Fatih adını da alacak olan Sultan Mehmet’i tespih tanelerinin üzerinde zıp zıp zıplatarak ne anlatmaya çalışıyorsunuz? Tamam, Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında o sıralar ancak mühendislikten tutun cesaretten çıkın, o bir deha… Filmde biraz ezik ve bunalımlı resmedilmiş, yakışmamış. Filmin adı “Ulubatlı Hasan’ın İstanbul’u ve bir kadının kalbini fethi” olsaymış, kabul.

Akşemseddin, İstanbul’un fethinin manevi kumandanı olarak bilinir, köse olduğu söylenir, filmde ise karikatür gibi. Akşemseddin değil bu, bildiğimiz Nasrettin Hoca, sürekli gülümsüyor, tatlı tatlı, peltek peltek konuşuyor. Gandalf’ın bile bir karizması var, Akşemseddin’e niye çok gördünüz?

Fatih’in oğluna ıkına sıkına sarılırken, Bizans Sarayı’nda kucağına aldığı kız çocuğuna sakalları çektirmesi ise bana tuhaf geldi… Evet, detaya indikçe işin içinden çıkamayacağız, çünkü senaryo zafiyeti var, diyaloglar da resmen kötü… Yan karakterlerin çoğu olmamış, ana karakterlerin bir kısmı iyi diğerleri vasat. Fatih Sultan Mehmet çengel burunlu, şahin bakışlı bir adam, illa yakışıklı olmak zorunda da değil. Evet, kadınlar güzel, erkekler yakışıklı olsun dersen, jön kafasında kalırsın, aktörlük başka bir mecradır oysa… Neyse… Ayrıntı ile sizleri daha da fazla bunaltmak istemem. Gidin ve görün derim, filmi beğenip beğenmemek de sizlere kalsın.

Sonuçta; tarihi filmlerin artması en büyük dileğimiz. Zamanla daha iyileri de çekilir, inancımız var. Darısı Çanakkale Savaşı’na, Kurtuluş Savaşı’na ve diğerlerine…

FİLME DAİR NOTLAR…

Fetih 1453, tam 437 kopya ile 900 sinema salonunda vizyona girdi. Film, Türkiye dışında Amerika, Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere, İsviçre, Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti, Ortadoğu Ülkeleri, Endonezya, Malezya, Rusya, Arnavutluk, Sirbistan, Bosna Hersek, Makedonya, Kosova, Romanya, Yunanistan, Güney Kore, Japonya ve Tayland’da da gösterilecek.

Hazırlıklar 2009 nisan ayında başladı, Tarihin en büyük topu olan Şahi topu, birebir ölçülerinde imal edildi. Rumeli Hisarı inşaatının çekimleri için 5000 metrekarelik alanda Rumeli Hisarı’nın bir bölümü yapıldı. Dönemin Cenova Limanı’nın canlandırılması için 2500 metrekare gerçek zeminli mavi havuz yapıldı. Alibeyköy’deki baraj havzasının yanındaki 100 bin metrekare arazi üzerinde kurulan platoda; Sultan Mehmet’in otağı, savaş meydanı, asker çadırları, hastane çadırları, İstanbul’un surları, bataryalar, şahi top ve küçük toplar, topların bulunduğu mevkiler, asker istihkam ve yemek alanları, Medine şehir sokakları Vatikan Sarayı Kütüphanesi, İstanbul şehir sokakları ve İstanbul’un alınmasında önemli rol oynayan yeraltı savaş tünelleri, Konstantin ve Guistiniani’nin savaş karargahları inşa edildi. Ayrıca deniz savaşı ve karadan kaydırılacak gemiler için, gerçek ölçüsünde üç adet kadırga yapıldı. 100’er metre uzunluğunda 15 ve 18 metre yüksekliğinde 8’er metre kalınlıkta iki aşamalı şehir surları inşa edildi.

Savaş alanı için 15 top bataryası, beş adet 20 metre boyunda gerçek ve işlevsel savaş kulesi, beş adet 15 metre boyunda büyük mancınık, 10 binin üzerinde çeşitli savaş malzemesi ve aksesuarı imal edildi. Filmde toplam 15 bin yardımcı oyuncu rol aldı. Filmin cast çalışması bir yıl gibi uzun bir süreç sonunda tamamlanabildi. Özellikle Sultan Mehmet, Halil Paşa, Era, Guistiniani , Konstantin ve Ulubatlı Hasan karakterlerini seçmek için yüzlerce oyuncu ile görüşüldü. Oyuncuların büyük çoğunluğu at ve kılıç eğitiminden geçirildi. Filmde 20 terzi görev yaptı ve toplam 44 bin metre kumaş kullanarak kostümler ve aksesuar malzemeleri hazırladı. Çekimlerde 40 manda ve 250 at kullanıldı. Savaş sahnelerinde yere düşen atların yaralanmaması için toprak kazılarak sünger zeminler oluşturuldu. Aksiyon sahnelerinde Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’dan getirtilen uzman dövüş kareogarları ve dövüşçü ekipleri görev aldı.

Memleket sinemasındaki en yüksek kopya adedi ve salon sayısıyla gösterime girecek filmin danışmanlıklarını, Prof. Dr. Feridun Emecan, Doç Dr. Hülya Tezcan, Prof. Dr. Gülgün Köroğlu ve araştırmacı yazar Adem Saraç yaptı.

Fetih 1453 filminin müziklerinde, Oscar ve Altın Küre sahibi meşhur müzisyen ve orkestra şefi Benjamin Walfisch’in imzası var. 160 dakikalık filmin 120 dakikasına Walfisch’in besteleri eşlik ediyor. Bratislava Senfoni Orkestası’nın hayata geçirdiği Wallfisch’in bestelerinde fetih, aşk, din ve savaş temaları işlendi.