ALPER TURGUT

 

“El Yazısı”na, Türkiye’nin ilk imece filmi dersek, sanırım abartmış olmayız. Üç yıl önce, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Senaryo Geliştirme Ödülü’nü kazanan El Yazısı, İtalyan senaryo doktorlarının katkısıyla senaryosunu yakıcı bir hale dönüştürdü ancak maddi olanaksızlıklar nedeniyle film, bir türlü çekim aşamasına gelemedi. Sonunda bu yaz, filmin yapımcıları, farklı bir yol izleyerek, yurtdışında da uygulanan ‘crowdsourcing’ yöntemi ile sinemaseverleri, film sürecine maddi katkı yapmaya çağırdı. Ve ‘El Yazısı’ ailesine katılmaya davet etti. Sosyal paylaşım siteleri üzerinden duyurulan dayanışma çağrısı etkisini gösterdi ve film, Bolu’nun sinema sanatının ıskalayamayacağı doğal bir güzelliğe sahip küçük ve güzelim Göynük ilçesinde çekilmeye başladı.

 

Filmin senaristi ve yönetmeni Ali Vatansever, El Yazısı’nın, mütevazı bir Anadolu kasabasında mutluluğun peşinden koşanların hikâyesi olduğunu belirterek; “Yazmaya Ağustos 2007’de başladım ancak asıl yolculuk 2008’de başladı. Zorlu finansman süreci, bir yandan da filmin avantajı oldu. Film de benimle birlikte büyüdü” diyor.

 

Türkiye’nin en çok izlenen dizilerinden “Ezel” ve “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”nin oyuncularını filme dâhil eden, tecrübeli aktör ve aktrisler ile çocuk oyuncularıyla kadrosunu zenginleştiren El Yazısı’nda şu isimler yer alıyor; Cansu Dere, Sarp Akkaya, Wilma Elles, Baran Akbulut, Sercan Badur, Salih Kalyon, Kenan Bal, , Cengiz Bozkurt, Bahtiyar Engin, Ayşe Selen.

 

Geçtiğimiz günlerde çekimi tamamlanan Behzat Ç. filminde de komiseri canlandıran Cansu Dere, El Yazısı’nda Eczacı Zeynep rolünü sırtlıyor. Dere şöyle konuşuyor; “Hikâyeyi çok sevdim, böyle güzel bir öyküsü olan bu filmde oynamasaydım, gerçekten çok üzülürdüm.” Öyküyü çok gerçekçi, çok naif ve çok iyi işlenmiş bulduğunu ifade eden Sarp Akkaya ise şunları söyledi; “Ali Vatansever’in ilk filmi ancak iyi ki Ali’nin ilk filminde oynadım. Çünkü bu ilk film unutulmayacak. Çünkü onun sinemada geleceği çok parlak.” Alman oyuncu Wilma Elles, filmde gezgin bir Fransız kadını canlandırıyor. Öyküyü çok romantik ve fantastik bulduğunu söyleyen Elles; “Göynük’ü çok sevdim. Buranın insanları doğal ve samimi, çekimdeyiz, insanlar çay getiriyor, bir şeyler ikram ediyor. Burada olmak heyecan verici” diyor.

 

 

Üç öykülü El Yazısı’nı kısaca anlatmak gerekirse; Bugün kasaba için özel bir gün. Kasaba, okulun ilk yabancı öğretmenini karşılayacak. Fakat havaalanında öğretmen bulunamayınca, kasabaya şans eseri gelen turist Julia’yı herkes öğretmen sanır ve kasabadaki tüm taşlar yerinden oynar.
İlk öykünün kahramanı Ahmet. Köyden bir kız seviyor; herkes karşı bu beraberliğe. Bugün, kızı kaçırmaya gidecekken babasının diretmesiyle Julia’ya rehber oluyor Ahmet. Julia İngilizce bilmediği için birbirlerini anlamıyorlar. Acaba bilmeden birbirlerinin sorunlarını çözmekte yardımcı olabilecekler mi?

 

İkinci öykü eczacı Zeynep’in… Şehirden gelip kasabaya yerleşti Zeynep. Şimdi de kasabanın öğretmeni Celal’le evlilik hazırlıklarında; düğün herkesin dilinde. Bugün eczanede ilaç sayımı var; Volkan geliyor şehirden sayım için, onun için sürpriz bir haber Zeynep’in evliliği. Bu kısa zamanda Zeynep’i kasabalı ve Celal’le yüzleştirebilecek mi?

 

Son öykü küçük Ragıp’ın… Bugün ufak hafiye Ragıp bir aşk mektubunun peşine düşüyor. Dün akşam eczacı Zeynep’e yazdığı mektubun… Yabancı öğretmeni karşılama töreninde birisi cebinden mektubu çalıyor Ragıp’ın. Zehir hafiye Ragıp, yardımcısı köylü kızı Sevgi’yle izlerin peşine düşünce gerçekleri görebilecek mi?