ALPER TURGUT 
“Şark Oyunları” (Eastern Plays), Balkanlar’da tırmanan milliyetçi şiddeti ve Türk düşmanlığını kurgulayan, ikili ilişkiler bazında komik ve hüzünle buluşup damarımızı bulduğu anlarda ise trajik, orta ölçekte bir seyirlik. Ve film bitiyor ve sinema salonundan, gün boyu yakamızı bırakmayacak katmerli bir üzüntüyle uğurlanıyoruz. Ancak bu kasvetin nedeni, asla senaryoyla ilintili değil. Burukluğumuzun yegâne tetikleyicisi, film boyunca oynamayıp, resmen kendini yansıttığı için ruhumuza değebilen uyuşturucu bağımlısıChristo Christov’un (1969–2008) elvedasıdır.
Şark Oyunları, daha çok reklam filmleri ve video klipleriyle tanınan Bulgar asıllı Kamen Kalev’in ilk uzun metraj denemesi… Bulgaristan-İsveç ortak yapımı filmin irili ufaklı rollerini ise Christo Christov (yönetmenin çocukluk arkadaşı), Ovanes Torosian, Nikolina Yancheva, Krasimira Demirova, Ivan Nalbantov, Velislav Pavlov ile ülkemizden Saadet Işıl Aksoy, Hatice Aslan ve Kerem Atabeyoğlu üstleniyorlar.

Sofya’nın geceleri tekinsizdir. Politikacılar, el altından kanunsuzluğu beslemiş, Güzelim kent, nefret, şiddet ve tahammülsüzlüğün esiri olmuştur. İşte belalı bir gece daha… Aşırı milliyetçi güruhun, bu kez hedefinde bir Türk ailesi var. Ve uzun zaman önce birbirlerinden kopan iki kardeş… Ağabey Itso, Türklerin yardımına koşarken toy kardeş Georgi, saldırganların arasındadır. Itso’nun yaralanmasına karşın olgun bir tavır sergilemesi ve Georgi’yi deşifre etmemesi, genç adamın kendini sorgulamasına yol açar. O, artık Nazi çetesinden uzaklaşacak, iletişimsizliğe son verip, önce rol modeli bellediği ağabeyine ardından da aşka yakınlaşacaktır. Bir mobilyacı atölyesinde ömrünü tüketen ve öteden beri sadece ressam olarak yaşayacağı başka bir kente göçmeyi hedefleyen Itso, gün geçtikçe umutsuzluğa meyletmektedir. Uyuşturucudan kurtulmak için tedavi gören ve anlaşmakta güçlük çektiği güzel sevgilisinden ayrılan tepeden tırnağa huzursuz Itso’nun en yakın dostları bira şişeleridir. Kendi olduğu, kendini bulduğu tek yer evidir. Çünkü alkol alıp, resim yapabilecektir. Itso’nun aradığı kurtarıcı yoksa aşk mıdır demeye kalmadan bizim eleman ve Türk ailesinin alımlı kızı Işıl, yakınlaşırlar.

Şark Oyunları’nı, Antalya Altın Portakal Film Festivali ve Filmekimi’nde kaçırmıştım, nihayet Bursa İpek Yolu Film Festivali’nde izleyebildim. Ben bu filmi, açık ve net söylüyorum; psikolojisiyle resmen savaşmaya soyunan Christo’nun hatırına sevdim. Evet, Şark Oyunları, başroldeki Itso karakterini canlandıran Christov’un ilk ve son filmi. Onun yaşamı, film montaj masasındayken “altın vuruş” ile sonlandı. (Tokyo Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandığını da es geçmeyelim) Hiç kuşkusuz Christo’nun, film boyunca, dünya dertlerini ötelemek için çırpınışına tav oldum. Hem “bir bira daha içelim mi?” diyerek konuyu değiştirmesine hem de sevgilisiyle giriştiği amansız ve anlamsız diyaloglara gülümseyebildim. Aktörlük deneyimi olmayan Christo, belki filmi hafifletmiş ve inandırıcılık ekseninden uzaklaştırmıştır. Bu durum ve karikatürize tipleme, en kötü ihtimalle şiddete tepki gösteren metni, sırf ona odaklandığımız için çarçur etmiştir. Varsın olsun, bu film, yitip gidene adansın. Teşekkür Christo, geçmişimi düşündürttüğün, hayata dair kırgınlıklarımı ve ilk gençliğimi hatırlattığın için. Bakalım sizlere neler anımsatacak.

Film bitiminde Hatice Aslan’ı telefonla aradım, konu Christo’ya gelince sesinin rengi değişti; O, yetenekli bir heykeltıraş ve güzel bir adam idi… Ve henüz 39 yaşındaydı. Artık çok geç ama yine de bizi duyar umuduyla soralım; “bir bira daha içmeden nereye be birader?”