ALPER TURGUT

 

Dünya, “Ya benimlesiniz ya da düşmanımsınız” diyen Cumhuriyetçi George W. Bush’tan kurtulunca rahat bir soluk aldı. Üstelik tüm insanların umudunu yeşerten Demokrat Barack H. Obama, Beyaz Saray’da konuşlandı. Ah ne kadar güzel… Oval Ofis’teki siyahi lider sayesinde artık tüm savaşlar bitecek, işgal orduları çekilecek, işkence tarihe karışacak, ekonomi şaha kalkacak, çocuklar ölmeyecekti… Ey kapitalizm sen nelere kadirsin ki; hepimize toz pembe düşler kurduruyorsun. Gırgırı bir kenara bırakalım. Çünkü hiç de komik değil. Dileriz, gelen gideni aratmaz. Ancak Obama ve şürekasıyla ilgili haberlerin pek de içimizi açtığı söylenemez. Evet, ne yazık ki; “Yok, aslında birbirimizden farkımız”… ABD’nin yeni başkanının sözleri eylemleriyle asla uyuşmuyor. İşte Obama’nın sıvaları gün geçtikçe dökülüyor ve altından “Wall Street” oligarşisinin zengin ve beyaz zalimliği beliriyor. Sizlere, “yeni dünya düzeni”nin ipliğini pazara çıkarmayı deneyen “Obama Aldatmacası” (The Obama Deception) adlı belgeseli öneriyoruz. Formül basit; iktidar koltuğuna heves edenler asla muktedir olamıyor ve ister istemez zamanla kuklaya dönüşüyor. Mutlaka izleyin.

Obama Aldatmacası, yakın tarihli (Mart 2009) bir belgesel. Yönetmeni ise “Kendi Matrix’imizi Tanımak: Oyunun Sonu” (Endgame: Blueprint for Global Enslavement) isimli ses getiren çalışmasıyla tanınan gazeteci-aktivist Alex Jones… Belgeselin kendince handikapları var. Mesela “Küresel Isınma”nın yalan dolan olduğu gibi saptamalarına ve silahlanmayı ele alan sipsivri görüşlerine elbette katılmıyoruz. Ve hatta çok fazla eşelerseniz, ne sağcıyız ne de solcu, Amerikancıyız biz Amerikancı benzeri bir sonuç çıkarmak da mümkün… Ancak bütün bu saydıklarımız, internette sansürlenen veya görmezden gelinen Obama Aldatmacası’nı seyretmeniz gerektiği gerçeğini değiştirmiyor.

OBAMA DEVLETE TESLİM OLDU

Peki; sistemi dize getiren ve ezilenlerin ağzına bir parmak bal çalan siyahi başkan, acaba büyük bir yanılsama mı? Samimiyet ve dürüstlüğün çizgisi ne kadar kalın… İnandırıcılık hangi noktada ters teper. Seçim kampanyası esnasında mangalda kül bırakmayan Obama, özellikle demokratik açılımlar, şeffaflık ve adalet konusunda hem kendi milletine hem de dünya halklarına içi boş vaatlerde bulunuyordu. Hani bizim politikacıların muhalefette söylediklerini iktidara gelince yutmaları gibi… Doğru söze ne hacet. İnsan karakolda doğruyu söyler, mahkemede şaşar.

Bir kez takke düştü, kel göründü ya, Obama’nın hileleri, sırf belgesele değil, halihazırda haberlere de yansıyor. Geçtiğimiz günlerde gazetemizde “Obama Devlete Teslim Oldu” başlıklı bir haber yer aldı. Söz konusu haberde; Obama’nın önce işkence fotoğraflarını yayımlamaktan, şimdi de özel askeri mahkemeleri kapatmaktan vazgeçtiği vurgulanıyordu. Belgesel işte “dün dündür bugün bugündür” demesine ramak kalan Obama’yı sorguluyor. Dünyanın alkışladığı bir kararla “Irak’tan çekileceğiz” diyen Obama, kısa bir süre sonra hem Irak’a hem de Afganistan’a yeni birlikler gönderilmesini onaylıyordu. Kanunsuzluğun resmi merkezi Guantanamo’nun kapanmasına imzayı atarken aynı zamanda tutukluların dünya üzerine serpilmiş gizli cezaevlerine gönderilmelerine de olanak sağlıyordu.

OBAMA GELECEKTE NASIL ANILACAK?

Obama Aldatmacası, ABD başkanlarına doğuran “Cumhuriyetçiler” ile “Demokratlar”ın aslında aynı hamurdan olduğunu yine ve yeniden dillendiriyor. Bir numaralı halk düşmanı CFR, her sene bir otelde toplanan Bilderberg Grubu, zenginler klasmanında başa oynayan Rockefeller Sülalesi’nin kurduğu Trilaterale Komisyonu ve “ben her türlü yasanın üstündeyim” diyebilen Federal Rezerv Bankası ise kapitalist sistemin tam doruk noktasında duruyor. Ve dünyayı yöneten asıl, kararlı ve karanlık gücü onlar oluşturuyorlar. Amaç; eskimiş sömürgeci Büyük Britanya İmparatorluğu’nun, ABD-İngiltere ortaklığıyla Dünya İmparatorluğu’na dönüşmesi… Kadrosunda kimler mi var? Tabii ki; Siyonistler, Evangelistler, emperyalistler, asiller ve görmemiş zenginler… Paraya tapınıyorlar, gizemi ve hileyi hurdayı çok seviyorlar. Kontrolü ise ordularının yanı sıra CIA, MOSSAD kanalıyla sağlıyorlar.

ABD’li muhalifler, Obama’nın insanoğlunun gözlerini kamaştıran büyülü bir maskeden ibaret olduğu hususunda hemfikirler. Kennedy’den bu yana ABD’nin dirayetli bir başkana kavuşamadığını öne sürüyorlar. Onlar, öncelikle Obama’nın ekibini masaya yatırıyorlar. Ve çıkan sonuç; hemen hepsi yukarıda saydığımız grupların faal üyesi ve istisnasız bankacı kökenliler… Anlayacağınız, fakir, fukara umurlarında bile değil. Şüpheli icraatları ise diz boyu… Bush’tan zalimlik bayrağını (yakın tarihte) devralacağını söyleyenlerin sayısı ise yabana atılmayacak denli çok. Asıl soru şu; Obama gelecekte nasıl anılacak? Umut taciri, kukla, despot, halklar için kadim bir dost veya düzene meydan okuyan modern bir Don Kişot… Bekleyip göreceğiz.

 

 

Cumhuriyet Gazetesi Hafta Sonu Eki / 23 Mayıs 2009