ALPER TURGUT

“7 Avlu”, bu hafta son anda üç kopyayla gösterime girdi ve ben, onu neredeyse unutmak üzereydim. Evet, tam 15 ay önce, gerçeği söylemek gerekirse esneye esneye seyrettim, hatta bir ara güzel bir düş gördüm, film, avlularından birinde kayboldu sandım, aldandım. Hep iyi bir film umut etmek gibi derdim var, yine yanıldım.

“Şellale” ve “Eve Giden Yol” adlı filmlerinden hatırladığımız senarist-yönetmen Semir Aslanyürek’in son icadı “7 Avlu”, İpek Yolu Festivali’nden eli boş dönmüştü. Aslında her şey çok güzel başlamıştı ancak finale yaklaşırken bir anda işler tersine döndü. Ve ustalıkla ilerleyen film, kötü bir şaka gibi acemilikle sonlandı. Semir Aslanyürek ile yaptığımız ayaküstü sohbette, filmin Antakya’daki çekimi sırasında başına gelenleri anlattı. Detaylara girmeyeceğim ama Türkiye’de sinemacı olmak gerçekten zor zanaat… Ötesi yok. Yine de Sovyetler Birliği’nde üst düzey sinema eğitimi almış olan Semir Aslanyürek’in, bizleri altı avludan geçirtip yedinci avluda kaybetmesini yadırgadığımı söylemeliyim. Keşke filmin sonunu tekrar çekebilse…

Filmin oyuncuları ise Evmorfia Anastasiou, Labina Mitevska, Varlam Nikoladze, Derya Durmaz, Muhammed Cangören, Nursel Köse, Özlem Türay, Ayhan Taş, Hevy Hussein, Tansel Doğruel ve Serra Yılmaz…

Rum, Ermeni, Yahudi, Türk, Kürt ve Araplar… Antakya’da tarih kokan bir sokak ve sokaktaki evleri ferahlatan yedi güzelim avlu. Kuşkusuz her avlunun tekinsiz bir öyküsü var. Arap Alevi’si eşini kaybettikten sonra komşuları tarafından dışlanan Rum kadın Eleni, tur rehberimizdir. Bize avluluları, o gezdirir. 27 yaşında dul kalan Eleni’nin, dokuz, yedi ve beş yaşlarında üç kızı vardır. Erkekler dedikodu olur gerekçesiyle, kadınlar da kocalarına yaklaştırmamak için çoktan onunla ilişkilerini noktalamışlardır. Ancak güzel Eleni, insandan yana umudunu asla kesmez ve tekrar diyaloga geçebilmek adına her akşam ezberlenmiş bir bahaneyle kapılarına dayanır.