ALPER TURGUT

 

2001’den 2011’e tam sekiz film (yedi bölüm, uzun final ikiye ayrıldı) ile dünyayı etkisine alan, önce çocukları ardından da yetişkinleri peşine takan bir serinin adıdır Harry Potter… Her bölümü sabırsızlıkla beklenen, kitabı okuyanların da en az okumayanlar kadar merak ettiği, bu 10 yıllık beyazperde büyüsü, gösterime giren serinin son filmi “Harry Potter ve Ölüm Yadigârları – Bölüm 2” ile bizlere veda ediyor. Üstelik final, kitaba neredeyse birebir sadık… Seriyi takip edenler, zaten kaçırmayacaktır. Ancak yeni başlayanlar için bu son bölüm tek başına bir anlam ifade etmiyor, çünkü direkt konuya giriyor. Ya ilk bölümden başlayacaksınız, ya da hiç bulaşmayacaksınız.

 

Harry Potter bir kahraman, büyülü bir dünyada, dostlukla desteklenen bir maceraya atılıyor. Çarpıcı bir serüven bu, inadına akılda kalıcı ve karanlık sanatlara rağmen, elbette, iyiden yana. Evet, zorlu yollar aşıldı, arkadaşlıklar edinildi, şimdi düşmanla son bir mücadele daha var. Harry Potter, Türkiye genelinde 273 kopyayla gösterime giriyor. Bundan önceki filmler, ülkemizde 680 bin ile 800 bin arasında izleyiciyi toplamıştı. Her sene artık 70’e yakın film çekilen ülkemizde, bu seyirci sayısına birkaç yerli yapım dışında ulaşan olmuyor. Sonuçta, bu bir gişe filmi ancak kaliteden ödün vermediği de aşikâr.

 

Oyuncakları, oyunları, kitapları, filmleriyle büyük bir pazara dönüşen Harry Potter, işsizlik maaşıyla geçinen, çocuklu ve boşanmış İngiliz ev hanımı J. K. Rowling’i bir anda dolar milyarderi yaptı ve ülkesinin en zengin kadınına çevirdi. Demek ki; Gerçek hayatta da büyünün bir karşılığı var.

 

Harry Potter hayranları için final öncesi bu son durak, beklentileri karşılayacak gibi… Başrollerdeki üçlüyü anlatmaya gerek yok, Harry Potter filmleriyle resmen büyümelerine tanık olduk. “Felsefe Taşı”nda çocuktular, bugün Daniel Radcliffe 22, Rupert Grint 23 ve Emma Watson 21 yaşına geldiler. Hatta aşk var artık, hormonlar var, kıskançlık var, anlaşılacağı üzere durum hayli fantastik bir hal aldı. Filmin performans yükünü, her biri yetenek abidesi olan mükemmel bir oyuncu kadrosu sırtlıyor; Helena Bonham Carter, Robbie Coltrane, Tom Felton, Ralph Fiennes, Brendan Gleeson, Richard Griffiths, John Hurt, Jason Isaacs, Helen McCrory, Bill Nighy, Miranda Richardson, Alan Rickman, Maggie Smith, Timothy Spall, Imelda Staunton, David Thewlis, Julie Walters ve Bonnie Wright. Harry Potter serisi, bir nevi İngiliz aktör ve aktrislerin gövde gösterisi. Harry Potter ve Ölüm Yadigârları – Bölüm 2’yi David Yates yönetti. Senaryo J.K. Rowling’in kitabından Steve Kloves tarafından uyarlandı.

 

İYİLER VE KÖTÜLERİN SON SAVAŞI

 

 

Harry Potter’ın tek umudu Karanlıklar Lordu Voldemort onu bulmadan önce Hortkuluklar’ı yok etmektir. İpuçlarını araştırdıkça neredeyse unutulmuş olan eski bir efsaneyi ortaya çıkartır; Ölüm Yadigârları’nın efsanesi. Eğer bu efsane gerçekleşirse, Voldemort aradığı üstün güce erişebilecektir. Aslında Harry’nin geleceği, geçmişte yaşadığı ve tüm geleceğini etkileyen “sağ kalan çocuk” olduğu kader gününde belirlenmiştir. O, artık sadece bir çocuk değildir, Harry Potter, Hogwarts’a ilk adımını attığı günden beri hazırlanmakta olduğu Voldemort’la nihai mücadelesine giderek daha da yaklaşmaktadır.

 

Ve o gün gelir. İyi ile kötünün mücadelesi, büyük kavgası başlar. Büyücülük dünyası, yaşam alanı bulmak için ölümlerden başkaca bir çıkış noktası bulamamıştır. Hemen herkes, gönüllü veya gönülsüz, bu devasa çatışmanın içinde yer alacaktır. Gizli tehdit, görünür olmuş, tehlike büyümüş ve güvenli alan kalmamıştır. Son çarpışma, Büyücülük Okulu’nda gerçekleşir. Aslında herkes figürandır, bu hesaplaşma, kahramanımız Harry Potter ve Lord Voldemort’un arasındadır. Filler tepişirken, elbette çimenler ezilecektir. Pek çok yaşam solacak ancak sonunda iyiler kazanacaktır.