ALPER TURGUT

 

Ahmet Ümit’in “Sis ve Gece”nin ardından 1994 tarihli “Bir Ses Böler Geceyi” romanı da sinemaya uyarlanıyor. Filmin senaryosunu da yazan, yönetmen Ersan Arsever, Ocak veya Şubat ayında gösterime girmesini planladıkları “Bir Ses Böler Geceyi” ile ilgili olarak “Filmin festivallere katılmasından daha önemli olan 70 milyonun bu filmi seyretmesidir” diyor. Alevi kültürünün altını çizen, sola göndermeler yapan film, sık geri dönüşlerle paralel kurguyu, korku öğesi taşıyan sürpriz bir finale taşıyacak.

 

 

Cem Davran, Merve Dizdar’ın başrolleri sırtladığı filmin kadrosunda Ali Sürmeli, Gün Koper, İpek Tenolcay, Rıza Akın Müfide İnselel, Recep Yener, Turgay Tanülkü gibi isimler var. Tokat Zile ve çevre köylerinde üç haftalık çekimden sonra İstanbul’a gelen film ekibi, Yedikule, Kasımpaşa ve Samatya’nın ardından eski Beykoz kundura fabrikasında set kurdu. Filmin son çekim gününde, “Bir Ses Böler Geceyi” setine ziyaretçi olduk. Biz sorduk, yönetmen Ersan Arsever, yazar Ahmet Ümit, oyuncular Cem Davran, Merve Dizdar ve Ali Sürmeli yanıtladı.

 

İsviçre televizyonlarında uzun seneler yönetmenlik ve yapımcılık görevleri üstlenen Ersan Arseven, Avrupa’daki Alevi dernek ve vakıflarında yöneticilik yaptığını vurgulayarak; “Benim ailem beş nesil önce Çorum’dan göç eden Alevi bir aile. Aman Alevi olduğunu söyleme kimseye diyen bir aile. Artık Türkiye çok değişti. Ama kısa bir zamanda değişti. Şimdi yaşananları hatırlamak ve irdelemek lazım… Filmde bir Alevi gencin yaşadıklarıyla üniversite araştırma görevlisinin geçirdiği trafik kazası mistik bir hikâyeye dönüşüyor. Birbirine karışan hayatlar, Türkiye’nin yakın tarihini, 12 Eylül darbesini öncesi ve sonrasını beyazperdeyle buluşturacak.” dedi.

 

 

Ahmet Ümit’in daha önce de romanlarını okuduğunu ancak Bir Ses Böler Geceyi kitabının ardından resmen kafasından vurulmuşa döndüğünü ifade eden Arseven şöyle konuştu; “Bu yaştan sonra yaşadıklarımı ve içimdekileri toplamak üretmek istiyordum. Ümit’in romanı bütün bunları içeriyordu. Şok geçirdim. Kitabı seçmemin bir nedeni de Türkiye’de iyi senarist azlığıdır. Bu sıkıntı aslında yurtdışında da yaşanıyor.”

 

Filmde ‘Görgü Cemi’ gibi önemli bir ritüelin konu edildiğini belirten Arseven, şunları söyledi; “Yılda bir kez yapılan ve küs olanların, anlaşmazlık yaşayanların barıştırıldığı hayatın anlamının sevgi ve anlayış üzerine kurulu olduğunu temsil eden bu ayin, Aleviliğin ruhunu yansıtıyor. Türkiye’de artık ne Sünniler Sünniliğe ne de Aleviler Aleviliğe tam anlamıyla hâkim değil. Bu yüzden filmin önemi bir kat daha artıyor.”

 

 

Ahmet Ümit ise uzun zamandır Bir Ses Böler Geceyi romanını kendisinin sinemalaştırmayı düşündüğünü çünkü otobiyografik yönleri olduğunu söyledi. Öykünün kahramanı Süha karakterini kendisinden yola çıkarak yazdığını söyleyen Ümit, “Misal eşimle 1978 yılında öldürülen bir arkadaşımızın cenaze töreninde tanıştık, bu romanın dolayısıyla bu filmin benim için önemi çok büyük. Türkiye’de daha önce politik filmler yapıldı ancak gerilim hikâyesi üzerinden hiç yapılmadı. Altı yıllık bir proje bu, güzel bir yolculuk oldu umarım varacağımız yer de güzel olacaktır” dedi.

 

Filmin başrol oyuncusu Cem Davran ise böyle bir projeyi beklediğini, içine doğduğu için gelen birçok teklifi geri çevirdiğini, Bir Ses Böler Geceyi senaryosunu ve romanını okuduğunda aradığı çalışmanın bu olduğunu anladığını belirtti. Özellikle Tokat’ın köylerindeki çekimlerde çok zorlandığını anlatan Davran, kenelerden çok çekindiklerini kene koruyucu bilezik taktıklarını, ilaç kullandıklarını vurguladı. Yine de set ekibinden bazılarına kene yapıştığını ifade eden Davran, birçok hastalık yüzünden hastaneye taşındıklarını söyledi.