ALPER TURGUT

 

“Oğlunuz Erdal”, 17 yaşında darağacında can veren bir yiğide, tepeden tırnağa masumiyete, kanlı yakın geçmişimize ve hala hesaplaşamadığımız cuntaya dair, çarpıcı, sarsıcı ve akılda kalıcı bir belgesel. Erdal Eren’in kısacık yaşamöyküsünü anlatan ve siyasetle geçen son dört yılına yoğunlaşan yapım, gerçeğin yakıcılığına yaslanıyor, tam tekmil. İşte tam da bu yüzden 76 dakikanın bitiminde, hem Erdal’ın uğradığı büyük haksızlığa isyan ediyor ve gözyaşı döküyor, hem de bu onurlu delikanlının, sınırsız azmini ve yarınları muştulayan güzelim idealini alkışlıyoruz.

 

Oğlunuz Erdal’ı, Tunç Erenkuş yönetti. Belgeselin, İstanbul Film Festivali’ndeki gösteriminde, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) adına moderatörlüğü üstlendim. Yapım ekibi, kendilerini “Erdal’ın Yoldaşları” diye çağırmamı istedi, belgeselin ardından yapılacak soru-yanıt bölümüne. Klasikleştiği üzere ilk soruyu moderatör sorar, ancak ben, “Sorum yok, sadece bir dileğim var; Umarım yakın bir gelecekte, Arjantin ve Yunanistan gibi darbecileriyle hesaplaşır bu memleket” dedim. Evet, Plaza Del Mayo Büyükanneleri’nden Taty Almeida, 6 yıl önce İstanbul’daki Irak Dünya Mahkemesi’nde söyleşi yaptığımızda, cuntanızla hesaplaşmaktan asla vazgeçmeyin demiş ve eklemişti; Halklar, asla vicdansız yaşayamaz.

 

Dört isim, dört genç yürek, dört insan. Polis kurşunuyla katledilen ODTÜ’lü Sinan Suner, tüfekle vurulan er Zekeriya Önge, idam edilen Erdal Eren ve Erdal’ın idamını protesto ettiği için katledilen yine bir 17’lik Ercan Koca. Her ölüm bir başka ölümü tetikliyor, yaşamak ne mümkün, ölüm zincirine karanlıkta yeni halkalar ekleyenler varken… İşte “Oğlunuz Erdal”, bu karanlığa ışık tutmayı deniyor. Aileler, dostlar, tanıklar, bu genç insanları anlatıyorlar, duygulanmamak mümkün değil ve dönüp dolaşıp her söz, sonuçta bir yerde düğümleniyor, çünkü suçlu malum. Başta Kenan Evren olmak üzere tüm 12 Eylül darbecileri… Oğlunuz Erdal, mutlaka seyredilmeli.

 

VI. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali / Festival Gazetesi