ALPER TURGUT

Afganistan, savaş ve işgal… Katledilen siviller, yaralanan siviller, büyük bir çaresizlik ve acıtan bir yoksulluk. Taliban, ISAF ve el insaf… Ve elbette, en kahraman bizim asker; “Armadillo” ve “Restrepo”

13. Randevu İstanbul’da en iyi belgesel dalında Oscar adayı olan Restrepo’dan sonra 30. İstanbul Film Festivali’nde de Armadillo’yu seyrettim. Savaş karşıtı belgeseller bekliyordum, militarizmin beyazperdeyi, kamuflaj malzemesine çevirmesine tanık oldum. Biri ABD yapımı diğeri Danimarka, her ikisi de Afganistan’daki işgal güçlerini anlatıyor. Evet, “Kalbinizi, aklınızı ve ruhunuzu” almaya geldik diyen teknoloji destekli, dövmeli ve kaslı kovboylar ile yaralılara dahi kurşun sıkmaktan çekinmeyen, buzdan kuma geçince iyice şaşıran ve sapıtan Danimarkalı askerler… Tam tekmil askeri propaganda ve devamında hisleri alınmış ve haliyle robota dönüşmüş komandolar, karşılarında da Taliban’dan çok, sakallarını kırmızıya boyamış ihtiyarlar, kadınlar ve çocuklar var. Benzer sahneler, önce ineğini, koyununu yitiriyor köylüler, dilenecek hale geliyorlar, yetmiyor, sonra evleri bombalanıyor, taranıyor ardından da yakınlarını kaybediyorlar. Masumiyet kan içinde, şiddet apansız, ölüm amansız.

 

 

Danimarka’da gişe rekortmeni olan Janus Metz’in çektiği Armadillo, 2010 Cannes Eleştirmenler Haftası: Büyük Ödül, 2010 Calgary En İyi Uzun Metraj Belgesel, 2010 Londra Grierson Belgesel Ödülü ve 2010 Zürih En İyi Belgesel ödüllerini, Tim Hetherington ve Sebastian Junger’in yönettiği Restrepo ise 2010 Sundance Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı.

Ödüller, savaş şakşakçılığına gidiyor, dünyanın kapanmayan yarasına bir kez daha tuz basılıyor. Taliban’ın her saldırısında, fatura sivillere kesiliyor. Yaşamak ve nefes almak, işgal coğrafyasında başlı başına lüks… Çünkü arkadaşları yaralanan veya ölen askerler, öfke nöbetine giriyor, gözleri dönüyor. Her şeyden kuşku duy ve gaddar ol. Misilleme de gecikmiyor ve kahrolası bilanço sürekli artıyor, hep kan akıyor, hep can gidiyor. Bitmiyor.

Hem Restrepo’da hem de Armadillo’da askerler, boş zamanlarında Playstation oynuyor, tercih elde silah, bol bol adam öldürmece… Sonra geçiyorlar gerçek hayata, casus uçakla izledikleri ve düşman olduklarına karar verdikleri insanların üzerine bomba yağdırmaya başlıyorlar. Onların eğlencesi, Afgan halkının yas gecesi, kesinlikle… İşte savaş, güç ise barış da düş oluyor.